Skip to content

Ataların Mirası, Tarihin Ölümü

Tarihin akışında yaşamış birçok insan, toplumumuzun çeşitli kesimleri tarafından ya taparcasına sevilir ya da nefretle anılır. İnsanımızın romantik yapısı her konuda olduğu gibi tarihi kişilikleri ele alırken de kendisini gösterir. Gerçekte neler olduğu çoğu zaman araştırma konusu yapılmaz. Tarihte etki bırakmış kişiler büyük bir propaganda aracına dönüştürülür ve günümüzde birtakım kişilerin ya da kuruluşların çıkarları için kullanılır. Kitaplar, diziler, filmler ve popüler kültür ögeleri de bu sürece dahil edilir. Peki akıl ve mantık ilkeleri ile uyuşmayan bu tutumun sebepleri ve sonuçları nelerdir?

Doğu Toplumlarında Karizmatik Lider Anlayışı

Doğu toplumlarının birçoğunda halk hareketleri batıya nazaran geç tarihlerde gerçekleşmiştir. Doğu halklarının yönetimde etkisini arttırdığı dönemler zaman zaman yaşansa da genel olarak karizmatik liderlerin mutlak iktidarı kendisini hissettirmiştir. Kendi toplumumuza baktığımızda bu durumun en büyük örneklerinden birisini görebiliriz. Tarihimizin ilk dönemlerinden itibaren yaşamış devlet adamları, komutanlar, askerler, bilim insanları ve diğer birçok kişi hemen her yerde söz konusu edilir.

Derslerde, popüler kültürde, siyasette ve medyada durmaksızın tarihi kişiliklerimiz övülür. Bu insanların başarıları ile günümüz dünyasında başarı elde edilebileceği düşünülür. Bu durumu örneklendirerek bahsettiğim etkinin zihninizde netleşmesini sağlayacağım.

Dünyanın Değeri: Avicenna

Bilim dünyasına her toplumun olduğu gibi Türk İslam toplumunun da katkıları olmuştur. Örneğin tıp alanında hepimizin tanıdığı ve aklına gelen ilk isim İbn Sina’dır. İnsanlar konuşmaya başladığında “İbn Sina gibi büyük tıp alimlerimiz var bizim.” derler ve sonrasında muhtemelen ne kadar gelişmiş bir toplum olduğumuza dikkat çekmek isterler. Bir sonraki cümle ise daha ilginçtir: “İbn Sina’nın kitapları batıdaki üniversitelere ders kitabı olarak okutuluyor.” Bu cümlenin amacı tamamen bizim bilimimizin batı biliminden daha üstün olduğunu kanıtlama çabasıdır.

Kimi kimseler bu çabayı başarılı ve gerekli de bulabilir ama bana göre büyük bir utanç kaynağıdır. 10 ve 11. yüzyılda yaşamış büyük bir tıp alimi olan İbn Sina’nın kıymetini bilen biz değiliz. Kendi söylediğimiz gibi batılılar onun kitaplarını aldılar, okudular ve tıp ilmini günümüzdeki seviyesine getirdiler. Biz de aynı dönemde “Bizim İbn Sina gibi alimimiz var” diyerek yerimizde saymayı tercih ettik.

Tarihin Anlaşılmayan İmparatoru: Fatih Sultan Mehmet

Bir başka örnek bana kalırsa daha büyük bir utanç kaynağıdır: Fatih Sultan Mehmet. Toplumumuzun hemen her kesimi Fatih Sultan Mehmet’in büyük bir komutan olduğunu kabul eder. İstisnasız bütün “Türk Büyükleri” başlığı altına ismi yazılır. İlginç olan kısım bu büyük liderin gerçekten anlaşılamamasıdır. Büyük bir askeri deha olmasının yanında Sultan Mehmet şairdir ancak günümüzde onun torunu olduğunu iddia edenler ellerine edebi bir kitap almaya imtina ederler.

Sultan Mehmet’in şehzadeliği döneminde eğitim alırken batılı hocaları da olmuştur ve Antik Yunan filozoflarının eserlerini okuması sağlanmıştır. Kimilerine göre Rönesans prenslerinden bir tanesidir. Döneminin büyük düşünürlerin bir tanesidir.

Günümüzde yine onun torunu olduğunu iddia edenlerinse büyük bir klişesi vardır: “Felsefe yapma!” Bunun sohbet arasında söylenen bir espri olduğunu iddia edenler olacaktır. Bu iddiaları kabul edip bunu diyen kesimi ayrı tutarsak çok daha utanç verici bir şey karşımıza çıkmaktadır: felsefeyi kafir işi olarak görenler. Fatih ile övünüp duran büyük bir kitle, felsefeden ve düşünceden uzakta, olabilecek en yanlış Sultan Mehmet hayranlığını yaşamaktadır.

Yine Sultan Mehmet’i incelemeye devam edelim. Herkesin övündüğü bir başka özellik de Fatih’in birçok dil bilmesidir. Bunları hem batıdan hem de doğudan diller teşkil etmektedir. Buna rağmen günümüzde hala batı dillerini öğrenmenin boş bir uğraş olduğunu düşünenler, bu dillerin kafir dili olduğunu ve bir işe yaramayacağını iddia eden tarikat liderleri bulunmaktadır. İşin ilginç olan yanı ise bu tarikatların da kendilerini övündükleri bu büyük şahsiyetin torunu saymasıdır. Diğer bir tarafta ise Farsça, Kürtçe ve Arapça gibi doğu dillerine düşmanlık edip Sultan Mehmet’in birçok dil bilmesiyle övünenler vardır.

Bunların hepsi ayrı ayrı fiyaskolardır. Fatih Sultan Mehmet hakkında verebileceğimiz örnekler sayfalarca devam edecektir. Bu yüzden konuyu dağıtmadan örneklerimi bitirmek istiyor ve eleştirdiğim meselenin ne olduğunu yavaş yavaş anladığınızı düşünüyorum.

İsmini söylediğim bu iki insan ve diğerleri elbette ki çok kıymetli tarihi şahsiyetlerimiz. Bu insanların örnek alınması, hayatlarının incelenmesi ve insanlara çeşitli yollardan anlatılması gereken bir şey, buna karşı değilim. Benim karşı olduğum kısım bu insanların gerçek kişiliklerinin göz ardı edilmesi ve başardıkları şeylerle yüzlerce yıldır övünülmesi. Onların bıraktığı yerden asla devam etmiyoruz, okumuyoruz, araştırmıyoruz ve onların inşa ettiklerinin üstüne bir tuğla daha koymaya bile eriniyoruz. Hiçbir şey yapmıyoruz diyemem. Çok güzel propaganda aracı haline çeviriyoruz bu insanları. Bunu bile okumadan ve araştırmadan yapıyoruz. Sürekli ismini söylediğimiz insanların gerçekte kim olduklarını bilmeden efsaneler üretiyoruz. Yakın dönem devlet adamlarımızı ideolojik çıkarlar uğruna birbirleri ile mücadeleye sokuyoruz.

Seçim mi Meydan Muharebesi mi?

Seçim sürecinde A partisi bir Osmanlı padişahına yazılmış marş ile iniyor meydanlara, B partisi de cumhuriyet marşlarından birisi ile çıkıyor onların karşısına. Niçin? Karşımızda yer alan kişiler ülkemizin vatandaşı değil mi? Seçim mi yapıyoruz yoksa savaşıyor muyuz? Ortak değer olma özelliği taşıyan şeyleri kendi çıkarlarımız uğruna heba etmekten çekinmiyoruz. Devlet adamlarını ya göğe çıkarıyoruz ya da yerin dibine sokuyoruz. Bu yüzden yerimizde saymaktan kurtulamıyoruz.

Bana sorarsanız yapmamız gereken tek şey insanların fikirlerini gerçek manası ile analiz etmek ve hatalarıyla onları kabul etmek. İnsanımızdan büyük ve yorucu bir şey istemiyorum ben. Tek istediğim gerçekçi olmaları ve yüzlerce yıl önce ölmüş insanlar üzerinden ülke bütünlüğünü tehlikeye sokan tartışmalar açmamaları. Yapmamız gereken şey artık bu insanları insan olarak değerlendirmek. Onların hiçbiri bizden üstün varlıklar, peygamberler ya da hata yapmayan makineler değiller. Bizim gibi birer insandılar ve geleceği de göremediler. Bu sebeple yanlış kararlar aldılar, yanıldılar ya da büyük felaketlere giden yolları açtılar. Belki de gerçekten kötü niyetlilerdi ama kimi mezarından kaldırıp zihninin içindekini okuyabiliriz ki?

Bu insanlar, iyi yahut kötü bir şekilde tarihimize etki ettiler ve öldüler, onlar hakkında tartışmaya açılacak pek fazla konu yok. Zaman geçtikçe yaptıklarının etkisi zaten daha net bir şekilde çıkıyor ortaya ve biz de biraz daha iyi analiz yapma fırsatı yakalıyoruz. Bu konuda bildiğim tek bir şey var o da bizim yaptığımızın ülkemize zarar verdiği.

Tarihin Ölümü ve Yok Olan Gelecek

21. yüzyılın ilk çeyreğini bitirmemize çok az kaldı. Bizim artık bu insanların başarılarıyla övünmeye ve hatalarıyla birbirimize laf söylemeye yetecek vaktimiz yok. Okullarımızda ve toplumumuzun zihninde hızlı bir şekilde ayağı yere basan bir tarih anlayışı geliştirmemiz gerekiyor. Derslerimizdeki milliyetçi etkileri tamamen silmeliyiz. Romantik bakış açımızı bir an önce bırakıp realist bir biçimde geleceğe odaklanmalıyız. Bunu yapmadığımız sürece o insanların bıraktıkları mirasın üstüne katkıda bulunamayacağız. Son üç yüz yıldır bilimde, sanatta ve siyasette nasıl sürekli güç kaybettiysek ve yok olmaya yüz tuttuysak bir yüz yıl daha aynısını yaşayacağız. Bu sürecin sonunda övündüğümüz insanların bıraktığını da yok edeceğiz el birliğiyle. Torunlarımız da büyük isimlerin üstünden birbirini yok etmeyi başaran ataları ile gurur duyacaklardır(!)

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.6033
9.5860
EUR
EUR
11.1767
11.1566
GBP
GBP
13.2678
13.1990
CHF
CHF
10.4962
10.4293
SAR
SAR
2.5603
2.5557
JPY
JPY
8.4523
8.3967
RUB
RUB
0.1368
0.1350
CNY
CNY
1.5111
1.4916

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency