Skip to content

Burak Eşlik: “Türkiye Süper Ligi, NBA’dan Sonra Dünyanın En İyi Liglerinden Birisi”

burak-eslik-basketbol-efe-ozfidan

Bir dönem Amerikan Kolej ve Üniversite Basketbol liglerindeyken Türk Wolverine olarak bilinen Basketbol Süper Ligi oyuncusu Burak EŞLİK’in; hem geçmişteki Amerika deneyimlerini, hem de yaşadığımız bu kritik salgın sürecini nasıl değerlendirdiği hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle röportaj teklifimi beni kırmayıp kabul ettiğin için tekrar teşekkür ederim. Basketbol camiasında tanınan bir isim olduğundan eminiz ancak tanımayanlar için bize Burak Eşlik’ten bahsedebilir misin?

Benimle röportaj yapmak istediğin için ben teşekkür ederim. İsmim Burak Eşlik, 9 Şubat 1994’da doğdum. Ailemin tek çocuğuyum. Yaklaşık 2008’den beri yani ilkokul son, lise birinci sınıftan bu yana basketbol ile ilgileniyorum. 8. Sınıfın sonuna kadar da Galatasaray Spor Kulübü altyapısında futbol oynadım. Daha sonra yine Galatasaray’da branşımı basketbol olarak değiştirdim. 2012 Şubat ayında Amerika’ya gittim, liseden burs alarak hem eğitim hem de basketbol hayatımı üniversiteye kadar devam ettirerek Türkiye Süper Ligine dönüş yaptım.

Amerika maceran hepimizin göğüsünü kabartmıştı ancak bizler bu macerandan sadece maç performansların ile bilgi sahibi olabildik. En çok merak edilen yani bize bu maceranın perde arkasından, başlangıcı ve gelişiminden kısaca bahseder misin?

Amerika kariyerim 2012 yılının Şubat ayında başlamıştı. 18 yaşıma girdikten yaklaşık 10-12 gün sonra Amerika’ya gittim. O sıralar lise 3. sınıfta okuyordum. Hiç İngilizce veya başka bir dil bilmiyordum hatta herhangi bir yurt dışı geçmişim bile yoktu. O yüzden gittiğimde yabancı dilim olmadığı için epey bir zorlanmıştım. Lise 3’ün orta döneminde gittiğim için yarım dönem İngilizcemi geliştirmem için bana süre verildi. O dönem de derslere sadece katılıyordum ancak sınavlara tabi tutulmuyordum. Sadece kendi halimde dilimi pekiştirmeye çalışıyordum. Bu süreçte de tam burs aldığımdan dolayı bir yandan da basketbol sezon hazırlıkları için okul idmanlarına katılıyordum. Bir yandan dilimi geliştirip, bir yandan da basketbolumu geliştiriyordum. Yarım dönem yani 4-5 ay sonra etrafımda hiçbir Türk olmadığından ve sadece İngilizce konuşmak mecburiyetinde kaldığımdan dolayı İngilizcemi kolayca geliştirdim ve özgüvenimi kazandım.

Bir risk alarak evden uzağa gitmişsin. Bu hızlı başlangıcından sonra kariyerinin esas temelleri olan üniversite tecrübelerini bizimle paylaşır mısın?

Lise ve dil öğrenimimi tamamlamamın ardından üniversiteye geçiş sınavı olan SAT (Scholastic Aptitude Test) sınavında yeterli bir puan yapmıştım. Hem saha içi hem de saha dışı çalışmalarımla kendimi gösterdim ve kolejden burs aldım. Ancak Türkiye’deki derslerim iyi olmadığı için öncelikle iki yıllık bir üniversiteye yani koleje gittim. Dört yıllık bir bölümden mezun olabilmem için iki yıllık bir bölümden mezun olmam gerekiyordu. İlk başta bu durumdan çok etkilenip, üzülmüştüm ama bu durum benim için daha avantajlı oldu denilebilir. Çünkü iki senelik üniversiteden, Egzersiz Bilimleri bölümünü bitirdim ve çok iyi iki yıl geçirdim. Bu iki yılda kolej basketboluna kendimi alıştırıp, İngilizcemi daha çok geliştirmiştim ve zor dersleri geçmem daha kolay hale gelmişti. İki yılın ardından dört yıllık bir bölüme geçtim ve Division 1 olarak bilinen NCAA’de 1.lige geçtim. Amerika’ya gelmeden önce aklımda ve hayalimde olan şey zaten buydu. Hep birinci ligde yani üniversite liginde oynayıp kendimi tanıtmaktı. O süreci de kendi adıma çok iyi bir şekilde geçirdim ve beklentilerin üstüne çıktım. Aslında hedefim orada kalmaktı ta ki Türkiye’den teklifler gelen kadar.

Peki tüm bu süreç içerisinde öğrendiğim kadarıyla sana Ginobili diyorlarmış. Buna benzer farklı bir takma ismin var mı? Ve neden sana bu tarz isim taktıklarını bizimle paylaşır mısın?

(Gülerek) Amerika’da oynadığım dönemlerde benim oyun stilimi Manu Ginobili’ye benzetmişlerdir. Görünüşüm için de hep Hugh Jackman’ın sinemada canlandırdığı bir çizgi roman karakteri olan Wolverine’e benzetirler. Bundan hiçbir zaman rahatsız olmadım, aksine hoşuma bile gittiği oluyor çünkü kendisi benim de sevdiğim bir karakter diyebilirim.

Amerika’nın senin adına epey faydalı bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz anlaşılan. Peki Türkiye Basketbol Ligine dönmenin öncelikli nedeni Türk kulüplerinden gördüğün ilgi miydi?

Evet, Amerika kesinlikle hayatımda aldığım en doğru kararlardan biriydi. Hatta keşke daha erken gidebilseydim. Türkiye Süper Ligi çoğu kişinin düşündüğü gibi bence de NBA’den sonra dünyanın en iyi liglerinden birisi. NBA hayalimi ilk seferimde gerçekleştiremeyince benim için en iyi opsiyon Türkiye Süper Ligi gibi seviyenin çok yüksek olduğu bir yere gelip, hayallerime ve hedeflerime ulaşmaya kaldığım yerden devam etmekti. Ayrıca Türk vatandaşı olarak kendi ülkemin takımlarında oynayıp, kendimi gösterebilince bu ligde daha çok değerli oluyorsunuz. Zaten Amerika’dayken beni takip edenler hep yerli antrenörler ve yerli takımlardı. Özellikle son 2 senemde NCAA’de ne yaptıysam, Türkiye’de haber olarak paylaşılıyordu.

burak-eslik-basketbol-spor-roportaj-efe-ozfidan

Amerika serüvenini paylaşırken sonuna hep bir virgül bıraktığına dikkat ettim. Oynamayı hedeflediğin bir NBA takımı olduğuna elbet inanıyorum. Bizimle paylaşmak ister misin?

Kesinlikle konumum ve şart neresi olursa olsun hayallerimden ve hedeflerimden vazgeçmiyorum. Çünkü beni en çok motive eden şeyler onlar. Avrupa’da Milano veya Real Madrid gibi üst düzey Euroleague takımlarından birisinde oynamak isterdim. NBA’de ise gerçekten çok farketmez ama illa ki bir cevap vermem gerekiyorsa eğer konumlarından dolayı Miami veya Los Angeles’ta oynamak çok isterdim.

Gerçekten güzel hayaller ve hedefler. Seni de bu seviyede görmeyi büyük bir heyecanla bekliyorum. Ancak bildiğin üzere yaşadığımız bu Covid-19 salgını nedeniyle takip ettiğin ligler de dahil olmak üzere Basketbol’a ara verildi. Sen bu arayı nasıl değerlendiriyorsun?

Teşekkür ederim. Evet maalesef bu salgın herkesi etkilediği gibi biz sporcuları da olumsuz etkiledi. Şu an karantina sürecini Silivri’de babam ile birlikte evde kalarak geçiriyorum ama ben bu olumsuzluğu elimden geldiği kadarıyla formum için avantaja çevirmeye çalışıyorum. Burada bahçemde çalışma imkanım var. O nedenle antrenman yapmak için bahçemde çok fazla vakit geçiriyorum. Buraya geldiğim günden beri her gün idmanlarımı yapıyorum ve şu ana kadar hiç aksatmadım. Mental olarak sezonun devam edeceğini düşünmüyorum. O yüzden kendimi seneye yani önümüzdeki sezona hazırlamış bir şekilde düşünerek motive olmaya çalışıyorum. Herkesin çok çalışmadığını düşündüğüm bu dönemde bir veya iki adım insanların önüne geçmek benim motivayonum.

Peki, bizimle paylaştığın tüm bu deneyim ve düşüncelerin için teşekür ederim. Sevenlerine söylemek istediğin sor bir mesajın var mı?

Ben teşekkür ederim. Herkese sağlıklı ve basketbollu günler diliyorum :)

Röportaj: Efe ÖZFİDAN

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.