Skip to content

Buse Terim İle Karantina Günlerine Dair

buse-terim-roportaji-sosyal-cene

Ünlü blogger Buse Terim, bugün “yeni medya”nın profesyonel oyuncularından biri olarak dijital dünyanın bütün mecralarında aktif olarak yer alıyor. Kurucusu olduğu BT Moda İletişim Ajansı’yla markalar için projeler geliştiriyor, trendleri belirleyen global firmaların “influencer” listesinde en üst sıralarda yer alıyor. Moda ve lifestyle temalı Instagram hesabı binlerce kişi tarafından takip ediliyor. Youtube için kendi TV şovunu çekiyor. buseterim.com.tr kadın-moda-yaşam portalının ve ‘Buse on the Go’ moda aplikasyonunun yaratıcısı ve yöneticisi Buse Terim ile karantina günleri üzerine samimi bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhaba Buse Hanım, sokağa çıkma yasağının olduğu bu günlerde ülkemiz önemli bir süreçten geçiyor. Siz günlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, ülkemiz gerçekten önemli bir süreçten geçiyor. Biz olabildiğince evde kalmaya, zorunluluklar dışında evden çıkmamaya özen gösteriyoruz. Herkes gibi bizde önlemlerimizi alıyoruz. Bir sipariş verdiğimiz zaman bir süre havalandırıyoruz veya markete bir eksik almak için çıkmamız gerektiğinde mutlaka maskemizi, eldivenlerimizi takıyoruz. Eve geldiğimizde içeri girmeden montumuzu, ayakkabılarımızı mutlaka dışarıda çıkarıyoruz, ellerimizi eve geldiğimizde özellikle yıkıyoruz. Bu günleri nasıl değerlendiriyoruz; aslında olabildiğince birbirimize tutunarak, çocuklarımızla bol bol vakit geçirerek evde olmamızın ve sağlığımızın yerinde olmasının kıymetini bilerek değerlendiriyoruz.

Spor yapmak ve dengeli beslenmek konusunda titiz bir çift olduğunuzu biliyorum. Nelere dikkat ediyorsunuz, bu konuda ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Evet sen de biliyorsun Abdullah, biz çok spor yapan ve beslenmesine dikkat eden bir çiftiz. Biz bu hassasiyeti evde kaldığımız bu süreçte de aynı şekilde devam ettiriyoruz. Spor yapmaya evde devam ediyoruz. Beslenmemize de olabildiğince özen gösteriyoruz. Sağlıklı, dengeli ve düzenli bir şekilde beslenmeye devam ediyoruz. Ben zaten ‘’aralıklı oruç’’ beslenme sitemini uyguluyordum, ona devam ediyorum. Volkan’la beraber (Buse Terim’in Eşi) günde iki öğün besleniyoruz. Saat 11:00-12:00 gibi dengeli ve güçlü bir kahvaltı yapıyoruz, arkasından en geç akşam 17:00 gibi de akşam yemeğimizi yiyoruz. Her gün sporumuzu yapmaya çalışıyoruz. Bu bizi hem iyi hissettiriyor hem de daha enerjik oluyoruz. O yüzden benim tavsiyem bu süreçte ihtiyacımız olanı tüketmek, olabildiğince bağışıklığımızı güçlü tutacak şekilde beslenmek, bol su içmek, olabiliyorsa hareket etmek tabi ki. Çünkü çalışmıyorsak ve çevremizdekiler çalışmak zorunda değilse, hareketsiz kalmamakta çok önemli. Evde hiçbir şey yapmasak bile en azından olduğumuz yerde hareket etmemiz gerekiyor. Bu süreçten sağlıkla çıkmak istiyorsak dengeli beslenmek, iyi uyumak, bol su içmek ve yediklerimize olabildiğince dikkat etmek zorundayız. Şu anda ramazan ayındayız ve oruç dönemi var. Uzun süreli açlık sonrası oruç açarken iftarlarda da farklı şeyler tercih edebiliyoruz ama onları da minimum düzeyde tutarak veya hareketi fazlalaştırarak zararlarından bir nebze korunabiliriz.

Buse Terim – Volkan Bahçekapılı ile kızları Nil ve Naz


Nil ve Naz adında dünyalar tatlısı iki kızınız var. Kızlarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz? Bu süreç için ebeveynlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Çok teşekkür ederim öncelikle. Bence çocuklar için bu zamanlar çok kıymetli çünkü anne babalarını 24 saat yanlarında buldukları ve anne babalarının her an onların yanlarında olduğu bir süreç. Bence bu sevgi onlara çok iyi geliyor. En azından bizim tarafta, bizim evimizde bu böyle çünkü ben de Volkan’da hep çalıştığımız için özellikle hafta içleri onlarla geçirdiğimiz vakit çok kısıtlıydı ama şimdi birlikte çok daha fazla şey paylaşıyoruz, birlikte daha fazla vakit geçiriyoruz. Daha önce hiç yapmadığımız birçok şeyi çok vaktimiz olduğu için yapabiliyoruz. Benim bu süreçteki verebileceğim tavsiye bu sürecin çocuklar adına kıymetini bilmek çünkü onlar ileriki yaşlarında bile bu süreci hatırlayacaklar. ‘’Annem ve babamla evdeydim, şunu yapmıştım, annem babam ne zaman istesem ordaydı, yanımdaydı.’’ Bunları söyleyebilmek bile bir çocuk için çok kıymetlidir. Bu sebeple olabildiğince sakin kalmalıyız. Çocuklara bu yaşadığımız süreci tabi ki anlatmalıyız ancak onların anlayabileceği dilde minimum düzeyde, onları kaygılandırmayacak şekilde anlatmak, paylaşmak ve onları da bu sürece dahil etmek gerekiyor. Çünkü sonuçta olağan dışı bir durumdan geçiyoruz ve onlar da bunu bilmek istiyorlar. Kaygımız minimum düzeyde olmalı ki onlara geçmemeli. Bence çocuklarına sarılsınlar, onlarla uzun uzun vakit geçiriyor olmalarından dolayı mutluluk duysunlar. En büyük tavsiyem bunlar olabilir.

Bu günler geçtikten sonra nelerin değişeceğini düşünüyorsunuz? Optimist olmalı mıyız gelecek konusunda?

Açıkçası bu günler geçtikten sonra çok şeyin değişeceğine inanıyorum. Her şeyden önce normalleşme sürecimizin hemen olamayacağını ve bu virüsün hemen bitmeyeceğini düşünüyorum. Vaka sayıları azaldığında biz bu ‘’Yeni Normal’’ dediğimiz terime dönsek bile o terimin de bizi bir süre daha zorlayacağına inanıyorum. Yani eski düzende bir süre devam edemeyeceğimizi düşünüyorum.

Evet, optimist olmak tabi ki gerekiyor çünkü şu anda hepimizin ihtiyacı olan bu. Hepimiz iyi şeyler duymak istiyoruz, iyi şeyler hayal etmek istiyoruz. Her şeyin eskisi gibi olmasını ümit ediyoruz, hepimiz işlerimize, eski hayatlarımıza geri dönmek istiyoruz, sporumuza gitmek istiyoruz, işimizi yapmak istiyoruz, sokaklarda rahatça dolaşmak istiyoruz ama bunun çok kısa bir sürede olmayacağına inanıyorum.

Burada tabi ki en önemlisi sağlık, hepimizin sağlıklı olması, bu sürecin sağlıkla tamamlanması. Ben olabildiğince pozitif düşünmeye çalışıyorum. Elbet bir gün bitecek, bugün değil, yarın değil, 3 ay sonra değil ama bir gün bitecek. Bunu düşünerek en azından kendimi olabildiğince pozitif tutmaya çalışıyorum. Bunu yapmaktan başka da bir çaremiz yok çünkü negatifle ve daha pesimist düşünerek kendimizi geleceğe hazırlarsak o zaman zaten hiçbir şeyin anlamı yok. Elimizdekilerin kıymetini bilip pozitif kalmaya çalışmalıyız çünkü hiçbirimiz bunun başımıza geleceğini bilmiyorduk. Hepimiz aynı durumdayız, ne yapacağımızı bilmiyoruz ama geleceğe dair bence biraz olsun umut beslemeliyiz ki bundan sonraki süreç hepimiz adına daha kolay olsun.

O zaman biraz da iyi şeylerden bahsedelim. Eğer bu sezon Süper Lig tamamlanırsa şampiyonluğa en yakın olan takım sizce kim olur?

E tabi gönlümden geçenin ne olduğunu biliyorsundur diye düşünüyorum (Galatasaray). İnşallah öyle olur ama burada her şeyden önemlisi dediğim gibi bu süreçte de her spor dalında da en önemlisi sağlık en önemlisi, o yüzden sağlık varsa gerisi boş. İnşallah sağlıkla tamamlanır her şey diye ümit ediyorum.

Beni kırmayarak röportaj teklifimi kabul ettiğiniz ve içtenlikle cevap verdiğiniz için İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa TBMYO Radyo ve Televizyon Teknolojisi bölümü öğrencileri ve şahsım adına çok çok teşekkür ederim.

Ben Teşekkür ederim. Hem beni böyle bir röportaja konuk ettiğin için hem beni böyle bir şey için düşünmüş olduğun için ben sana çok teşekkür ediyorum. Sana başarılar diliyorum ve çok sevgilerimi gönderiyorum.

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.