Skip to content

CNN Türk Spikeri Göksu Öngören Özgür ile Söyleşi

goksu-ongoren-ozgur-cnn-turk-spikeri-roportaj

Göksu Öngören Özgür, İstanbul’da Beykent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nde öğrenim görürken aynı zamanda İstanbul TRT Haber Merkezi’nde muhabir olarak çalıştı. 3 sene boyunca muhabirlik yaptıktan sonra ekrana çıkmaya başlayan Göksu Öngören Özgür, “Siyasal İletişim ve Propaganda” konulu lisans tezini hazırlamak için yaklaşık 1 sene çalışmaya ara verdi. Üniversiteden mezun olduktan sonra çeşitli yerel ve ulusal kanalın haber merkezinde görev aldı, her zaman kendi haber bülteninin hem editörlüğünü hem sunumunu gerçekleştirdi.
TVEM kanalında yaklaşık 5 sene Ana Haber Bültenini sundu ve haber müdürlüğü görevini üstlendi. Haber bültenlerinin yanı sıra çeşitli programlar da hazırlayıp sundu. ‘Dünya Gündemi’ programı ile farklı ülkelerdeki siyasi, ekonomik ve her türlü yaşam haberlerini ekrana taşıdı. Son olarak hazırlayıp sunduğu ‘Her Şeyin Başı Sağlık’ programıyla da alanında uzman doktorlar ile insan sağlığına katkı sağlamak açısından önemli bir proje gerçekleştirdi. Türkiye ve dünya tarihine yakından tanıklık eden Özgür, birçok önemli yayında hem editörlük hem moderatörlük yaptı. Şu anda CNN Türk kanalında hafta içi her gün Güne Merhaba isimli programın sunuculuğunu yürüten Göksu Öngören Özgür ile mesleği hakkında samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Meslek olarak spikerliği seçmenizdeki etkenler nelerdir?

Çocukluk hayalimdi. İzlediğim haber programları bu mesleği seçmeme etkili oldu. 5 yaşındayken bile elime mikrofon alıp ayna karşısında kendi kendime konuşuyordum. Bizim dönemimizde televizyonlarda her akşam usta gazetecilerin programları vardı. O zamanlar haber kanalları yoktu ve tartışma programları şimdiki eğlence kanallarında yayınlanırdı. Bence bunlar zamanla etkiledi ve içimde haberciliğe başlama arzusunu geliştirdi.

Mesleğinizin size kattığı hayat dersi niteliğinde değerler neler oldu?

Bizim mesleğimiz dışarıdan eğlenceli görünüyor, bence de öyle. Eğlenceli kısmını interaktif olması, sürekli gündemin içinde ve değişken konuları barındırmasından alıyor yani her dakika hayatın içindesiniz. Örneğin toplum bugün siyaset konuşuyorsa ertesi gün farklı bir gündem ile güne merhaba diyebiliyorsunuz. Bir anda bilimi, sporu, eğitimi, kadına şiddeti, çocuğa istismarı, eğitimi, kültür-sanatı, magazin gibi daha birçok hayatın farklı açısını gündeminize alabiliyorsunuz. Bu sizi hayatın en farklı ve ‘ilgilenmem- bilmem’ dediğiniz ne varsa oraya taşıyor, götürüyor. Dolayısıyla bu meslekte çalıştığınız her gün hayatınıza yeni bilgiler ekleniyor. Her olaya farklı bakış açılarından bakma yeteneğini, her insana karşı empati yapma ve olaylara geniş bir pencereden bakabilme özelliğini geliştiriyor…

Mesleğinize yansıttığınız özellikleriniz nelerdir?

İş ve insan ayrılmaz ikili… Her mesleğin belli yapıları, her insanın kendi karakteri vardır. Zaman içinde bakarsınız bu ikisi harmanlanır. Mesleğimin bana kattığı en büyük şey büyük bir kütüphane ve çok okuma alışkanlığıdır. Her an her yerden bir şey kapabilirim heyecanıyla çok fazla izlemeye, dinlemeye (belgesel, film, tiyatro, radyo), kim nerede bir şeyler üretiyorsa kaçırmamaya, takip etmeye çalışıyorum. Mesleğimin en güzel yanı, hayatın her dakikasının heyecan içinde geçiyor olması. Yeni bir şeyler öğrenme duygusu insana hep mutluluk ve heyecan verir bence.

Her mesleğin zorlukları vardır elbette. Sizin mesleğinizle ilgili karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

Ben mesleğine aşık bir insanım. Hayat bende ailem ve işim diye ikiye ayrılıyor. Hayatında vazgeçemeyeceğin şeyler neler derseniz bu ikisidir benim için. İnsan bunu hayatında zor buluyor. Dünyada toplumların çoğuna baktığınızda insanların geneli sevmediği işi yapıyor ve mutsuz bireyler oluyorlar…İşimin elbette negatif, zorlu aşamaları vardır ama bunları bana sorunca cevap bulamıyorum. Bir gün hepsi geçer, atlatılır gözüyle baktığım için inanın düşününce aklıma bile gelmiyor. İnsan aşık olduğunda kusur bulamaz ki zordur.

Değişken dünya ve ülke gündeminde sizi duygusal açıdan etkileyen haber başlıkları neler olur?

Beni en çok etkileyen haber başlıkları aile içi şiddet haberleridir. İnsanın en güven duyduğu, huzur bulduğu kapıdır evi, yuvası. Hepimiz tüm günün yorgunluğunu, hayatın tüm stresini evimize geldiğimizde atmak isteriz. En rahat giysilerimizi giyeriz, koltuğumuza veya yatağımıza uzanır her şeyi unutmak, dinlenmek isteriz ama eğer o evin içinde kanayan bir yara varsa, cehennem ateşi yanıyorsa bu imkansızlaşır. Bu durumu yaşayan insanları duyunca, okuyunca, anlatınca çok üzülüyorum. Güven duyabilecekleri bir çatı olmaması, evlerinde yaşadıkları şiddet, cinsel istismar gibi birçok başlık… Aslında buna savaş bile eklenebilir. Evinin içinde huzurla oturma hissini bozan, camın, duvarın arkasından bomba seslerini duymak hayatın en ağır ve en acı yönü gibi geliyor bana…

Olaylar karşısında kendi görüş ve düşüncelerinize ters olan durumlarda tepkiniz ne oluyor?

Toplumlar 7’den 70’e her açıdan farklı insanlarla dolu. Bu da birçok farklı görüşü içinde barındırıyor. Elbette bizlerin de farklı görüşü, duygusu bakış açısı olabiliyor. Ama buradaki esas konu haberi en doğru, en tarafsız şekilde izleyiciye, okuyucuya aktarabilmektir. Burada sizin veya izleyicinin ne düşündüğünden çok haberin doğru bilgi akışı ile aktarılması işinizi en düzgün şekilde yaptığınız anlamına geliyor yani habere kendi duygu ve düşüncenizi katmanız pek doğru bir şey değildir. Bir önemi de yoktur. O nedenle ne aktarırsam aktarayım, temel aldığım en önemli konu haberin doğruluğudur.

Hiç mesleğinize dair pes ettiğiniz, geri çekilmek istediğiniz dönemler oldu mu? Olduysa bu süreci nasıl göğüslediniz?

Mesleğime gönülden bağlılığım var o yüzden yılmak ya da pes etmek bende pek yer alan bir olay değil. Hep devam hep daha ileri…

Spiker ve sunuculuk mesleğini düşünen arkadaşlarımıza tavsiyeniz ne olur?

Hayatta ne yaparsanız yapın önce sevin, önce isteyin. Zaten o zaman su gibi akıp gider her şey. Sizin hayal ettiğinizin de ötesinde gerçekleşir. Ve çok çalışın. Bu meslek çok okumayı, çok izlemeyi, çok dinlemeyi kısacası çok araştırmayı, çok merak etmeyi gerektiren bir meslek. O yüzden içinizdeki merak duygusunu hiç kaybetmeden daima yola devam edin.

Koronavirüs salgını sürecinde özverili şekilde yürüttüğünüz çalışmalarınız ve emekleriniz için size ve tüm medya çalışanlarına minnettarız. Bu keyifli ve samimi röportaj için hem şahsım hem de İstanbul Üniversitesi -Cerrahpaşa Radyo ve Televizyon Teknolojileri Bölümü öğrencileri adına çok teşekkür ederim. Size ve sevdiklerinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.