Skip to content
demokrasiye-engel-secim-barajı-sosyal-cene-ahmet-onur-gungor

Demokrasiye Çelme: Seçim Barajı

Ulusal seçim barajı, parlamentonun bütün ülkenin tek bir seçim bölgesi olarak değerlendirilerek milletvekilleri seçilerek oluşturulduğu sistemlerde görülür. Genel oy oranında belirlenen baraja ulaşamayan partilerin milletvekili çıkarmasına izin verilmez. Bu durum parlamentoda çoğunluk iktidarının güçlendirilmesini sağlar ve bir çeşit düzenin oluşumuna zemin oluşturur.

Baraj uygulaması ile belli bir temsiliyet seviyesine ulaşamayan partilerin meclise girememesi, yasama sürecinin çoğunluk taleplerine göre yürütülmesi sağlar. Her vekilin eşit oy hakkı olması ve ikinci bir meclisinin bulunmaması sebebiyle temsiliyet büyük önem taşımaktadır. Ulusal seçim barajı uygulaması bu sebeple parlamentonun temsiliyet gücünü arttırmayı hedeflemektedir. Milletvekillerinin daha büyük kitlelerin oylarını alarak temsiliyet hakkı kazanmalarının demokrasiyi kuvvetlendireceği düşünülmektedir.

Benim fikrime göre yalnızca ülkemizdeki ulusal baraj uygulaması değil bütün seçim barajı uygulamaları anti-demokratiktir. Demokrasinin temel ilkelerinden birisi çoğulculuktur. Seçim barajı uygulaması ile azınlıkların temsiliyet hakları ellerinden alınmaktadır. Parlamentonun en yüksek yasa yapıcı konumunda bulunduğu ülkelerde baraj uygulamaları demokratik hak ihlallerinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Türkiye’de bu oranın %10 gibi oldukça yüksek bir seviyede olması da anti-demokratik olma durumunu arttırmaktadır.

Örneğin, ülke içerisinde yaşayan etnik ve dini azınlıkların birçoğu parlamentoda temsil hakkı bulamamaktadır. En büyük örnek olan Kürt etnisitesi bile her seçimde büyük bir temsiliyet tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. 2002 seçimlerine bakıldığı zaman bu durum açık bir şekilde görülebilir. Yalnızca iki parti barajı geçebilmiş ve parlamentoda koltuk sahibi olmuştur ancak bu iki partinin oy oranları toplamı %54 civarında kalmaktadır. Bağımsız olarak meclise giren azınlık temsilcileri olsa da onların da katılımıyla meclisin temsiliyet seviyesi %55 dolaylarına ancak çıkabilmiştir. Bu durumun yaşanmasına sebep olan şey ulusal seçim barajı uygulamasıdır. Temsiliyet gücünün arttırılması isteniyorsa azınlıkların girmesi engellenmemeli ve gerekiyorsa parlamenter sayıları arttırılmalıdır.

Diğer sistemlerde gerekli olmadığını düşündüğüm ulusal seçim barajı, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde de gereksizdir. Cumhurbaşkanı’nın ayrı bir seçimle göreve gelmesi ve bakanların Cumhurbaşkanı tarafından seçimsiz atanması yasama ile yürütmeyi kesin çizgilerle birbirinden ayırmaktadır. Böyle bir durumda parlamentonun mümkün olduğunca kapsayıcı olması gerekmektedir.

Çoğulculuğun tesis edilmesi azınlık haklarının da güvence altına alınmasını sağlayacak ve her kesimin eşit bir biçimde yasamaya katkı sağlamasına olanak sunacaktır. Seçim barajı uygulandığında ise seçilen Cumhurbaşkanı’nın partisinin ya da ittifakının mecliste çoğunluk sağlama ihtimali çok yüksektir. Cumhurbaşkanı’nın salt çoğunlukla seçilmesi zaten çoğunluğun azınlık üzerinde tahakkümüne sebep olmaktadır. Parlamentonun da çoğulcu bir yapıya sahip olmasının engellenmesi demokratik bir uygulama değildir.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency