Skip to content

Derren Brown: The Push (Manipülasyon) İnceleme

derren-brown-the-push-inceleme-elestiri-belgesel-film

Derren Brown, online yayın platformu olan Netflix yapımı bir belgesel programı. Bu programda bir soruya yanıt aramaktayız: Sosyal baskı yoluyla cinayet işlemek için manipüle edilebilir miyiz?

Programı izlemeye başladığımızda senaryo bakımından gayet akıcı bir şekilde konuların devam ettiğini rahatça gözlemlemekteyiz. İlgi çekici bir isme sahip olan bu belgesel türündeki program bizi giderek etkisi altına almakta ve merak uyandırmaya başlamaktadır. 70 kişilik bir oyuncu grubunun sosyal deney yapmak üzere Chris denilen karakterin manipüle edilerek hareketlerini ölçmeye çalışması kulağa sağlıklı bir fikir olarak geliyor mu, orası tartışılır bir konu. Her yere yerleştirilen kameralar, olay akışlarında kameramanın omzuna atılan kameraya gerek duymamış, aynı anda süregelen arka plan çekimleri kamerayla düz bir şekilde çekilmiş. Sonrasında karakterin o anki duygu bağlamına göre kamera hareketleri üzerine oynanmış. Bize bu sayede tamamen doğal bir görünüm sağlamakta olan program buradan geçer bir puan alıyor.


Konuya değinecek olursak, sıradan bir vatandaşın manipüle edildiğinde katil olup olmayacağı sorusuna yanıt arayan bir deneyden bahsediliyor. Yönetmen önce sosyal deney için ilan veriyor ve o ilana başvuranlar arasından seçtiği adaylara elendiklerini söylüyor. Belli bir süre geçtikten sonra ise onlarla iletişim kurup oynatıyor. Temelde bir grup insanı test ediyorlar ve kalabalığı takip etmeye en yatkın görünen adamı seçiyorlar. Bir ağ fırsatı olarak yepyeni bir hayır kurumu için büyük bir etkinliğe gelen sıradan bir adam olan Chris’i sunuyor. Bilmediği şey, konuklardan konuşmacılara, bekleme personelinden vale görevlilerine kadar herkesin Chris’in sonuç alamayacağını görmek için ayrıntılı olarak planlanmış ve prova edilmiş bir komplo üzerine oynayan aktörler olmasıdır. Oraya ulaştığı andan itibaren olay akışları başlıyor. Önce ufak hareketlerle itaat ettirilmeye başlanıyor ve gitgide olayların akışı büyüyor. Başrol oyuncusu Chris’ten önce 3 aday daha oynatılıyor. Finale doğru kimin sosyal baskı sonucu yenik düşüp diğer karakteri çatıdan iteceği beklenmekte. Sonuç olarak dört katılımcının üçü nihai “itme” talebine uyuyor. Bu, başka bir kişiye aşırı acı veya ölüme neden olduğuna inandıkları bir eşik için gerçekleştiğinin bir kanıtı olabilir.

Başrol karakterimiz Chris, bize bazı konularda ne olursa olsun “Hayır” diyebilmenin, kendini başkalarına yem etmemenin önemini gösteriyor. Deneyin sonuna kadar ne kadar yalan söylemek zorunda kalsa da ölen adamın karnına tekme atmamış ya da onu çatıdan itmesi gerektiğini söyleyenlere uymamıştır. Kendi etik kurallarını öne koymuştur.

Belgeselin hedef kitlesi tartışılır bir konu, genele yansıtılıyor gibi gözüküyor. Bu program bize itaate yatkın insanları nasıl da avuç içinde oynatabileceği gerçeğini, zaaflarından faydalanarak onları nerelere kadar sürükleyebileceğini bize gösteriyor. Aslında bizi kurtaracak kelime çok basit, “Hayır” Fakat gerek kendine güvenmeme olsun gerek korku olsun ya da sosyal değerler olsun bizi bu cevaptan uzaklaştırıyor. Bu programı izledikten sonra bunun ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Bu program bence içimizdeki en kötüyü ortaya çıkarıyor ve bunu bize normalmiş gibi gösteriyor.

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.