Skip to content
martin-luther

“Cehennemin Kapılarını Kapatıyorum!”

Hristiyanlık dini, doğumundan sonra defalarca büyük değişimlere ve insan müdahalelerine sahne olmuştur. Bu müdahaleler dinin zaman içinde yozlaşmasına yol açmıştır. Hristiyanlık yozlaşmasının zirve noktası ise “Orta Çağ” olarak isimlendirdiğimiz 10-16. yüzyıllardır. Söz konusu dönemde ruhban sınıfı, sanattan bilime, siyasetten ekonomiye kadar toplumu ve insanların hayatlarını etkisi altına almıştı. Dini işler ise asıl amacından sapmış ve tamamen ticarete dönmüştü. Yalnız yoksul ve alt tabaka değil imparatorlar, krallar ve yöneticiler dahi din adamlarından korkar olmuşlardı. Rahipler, parası olanlara cennetten parsel parsel arsa satarken yoksul ve fakirlere ise cehennem yolu gözüküyordu.

Bu karmaşaya ve katı kurallara karşı gelenler doğrudan engizisyon mahkemelerine gönderiliyor, gözlerine mil çekilip türlü işkencelere gark ediliyorlardı. İncil’in Latince’den başka bir dile çevrilmesi yasak olduğu için çevirisi yapılamıyordu. Latinceye de yalnızca Ruhban sınıfında sayılı insan vakıftı. Bu durum Kutsal Kitabın, inananları tarafından okunup anlaşılmasını engelliyor ve din adamları gibi aracıları zorunlu kılıyordu.

Bu korku düzeni içerisinde doğmuş ve büyümüş bir isim, yobazlığın farkına varmıştı. Tehlikeyi görerek aristokrat sınıfının desteğini almış ve öne atılmıştı. Martin Luther olarak bugün hemen herkesin bildiği bu isim, söz konusu başkaldırısını gerçekleştirdiği dönemde Almanya’da basit bir din adamıydı. Kilisede dönen yolsuzlukları deşifre ediyor, cennetten arsa satılmasını reddediyor ve kutsal kitabın herkese açıklanması gerektiğini savunuyordu. Başlangıçta yalnızca yozlaşmış din adamlarının kiliseye zarar verdiğini, bu sebeple de Roma-Katolik Kilisesinin reforme edilmesi gerektiğini savunuyordu. Süreç ise kendisinin savunduğu gibi olmadı ve Lutheryanizm ya da Protestanlık olarak bildiğimiz Hristiyanlık mezhebinin doğumuna kadar ilerledi.

Aziz Bartolomeus Katliamı (Katoliklerin Protestanları Öldürdüğü Katliam)

Ruhban sınıfına muhalefet eden ve menfaatlerine gölge düşüren bu kişi evvela kilise tarafından afaroz edildi. Papanın bildirisini herkesin önünde yakan Luther, ölümle cezalandırıldı. Buna da aldırış etmeden, yasak olmasına rağmen, İncil’i Latince aslından Almanca’ya tercüme etti. Luther’in bu adımları Orta Çağ Hristiyanlık düşüncesini temelinden sarsıyordu.

Kilise ve din adamlarının cennetten toprak satılmasına ilişkin tutumlarına büyük tepki gösteren Luther, cennetin satılmasıyla ilgili bir davada “Cenneti satıyorsunuz da cehennemi neden satmıyorsunuz?” diye bir soru yöneltmişti. Yargıçlar ise “Satsak kim alır ki?” diyerek Luther’in istediği cevabı vermiş ve çığa dönüşecek kar topunun yuvarlanmasına ortam hazırlamıştı. Yargıçlara dönen Luther, “Ben alacağım, ne kadar istiyorsunuz?” dedi. Bunun üzerine para istemeyerek bedavaya cehennemi Luther’e veren yargıçlar, onu aşağıladıklarını düşünüyorlardı. Ne var ki olaylar yargıçların beklediği gibi gerçekleşmedi. Mahkeme binasının önünde bekleyen halka tapuyu gösteren Luther, cehennemin kendisine ait olduğunu ve kapılarını kapattığını ilan etti. Cehenneme artık kimseyi almayacağını söyleyerek tarihin seyrini değiştiriyor ve Roma-Katolik Kilisesinin yozlaşmış geleneklerini bir bir çürütüyordu. Halk bu söz karşısında sevinç gösterileri yapmaya başlamıştı. Zira artık cennete gitmek için para vermeleri gerekmiyordu. Mahkeme salonunun üst katlarındaki yargıçlar ise aşağıya bakarak yaptıklarının ne kadar büyük bir hata olduğunu anlamışlardı. Bu olay, Rönesans olarak bildiğimiz “yeniden doğuş” devrinin ve ardından Reform hareketinin de başlamasında büyük rol oynamıştı.

Karl Marx’a atfedilen meşhur bir söz vardır: “Din halkların afyonudur.” Marx’ın böyle bir söz söylememiş olmasına karşın söz konusu deyişi ele alacağım. Bu meşhur söze katılmamakla birlikte cümleyi şu şekilde revize etmek istiyorum. “Din, gelişmemiş ve geri kalmış halkların afyonudur.” Bu profildeki kitleleri din ile kandırıp bu kandırılmış kitlelere her istediğinizi yaptırabilirsiniz. Zamanında ruhban sınıfının burjuva sınıfına cennetten arsa sattığı gibi…

Bir olguyu, dogmayı, olayı veyahut söylemi; koşulsuz şartsız kabullenmek, samimi olduğunuzu değil boş olduğunuzu gösterir. Eğer Müslümansanız, inandığınız yaratıcı bile kitabının birçok ayetinde “Hiç mi düşünmezsiniz? Aklınızı kullanın” diye size aydınlığın yolunu gösterdiği halde birilerinin etkilerinde kalıp radikalleşmek, inancınızda bahsettiğiniz kadar da samimi olmadığınızın göstergesi değil mi? Birilerinin söylemlerini, sizi var eden yaratıcınızın sözlerinden yüce tuttuğunuzun kanıtı değil mi?

Hemen hemen her dönemde insanlar, din ile korkutulmuş, kandırılmış ve sindirilmiştir. Düşünmek, okumak ve gerçekleri görmek toplumların hayatlarından çıkartılmış ve yerine dini bilgiyi ellerinde tutanların gerçeklerini benimseme ve inanma zorunluluğu yerleştirilmiştir. Bu zemin hazırlandıktan sonra korku düzeni kurulmuş ve insanlar ile kedi-fare oyunu gibi oynanmıştır. Zira gelişmeye açık olmayan yığınlar için düşünmek, ecnebi işidir. Onlara göre ilahlaştırdıkları kişilerden hariç kimse hiçbir şeyi doğru bilemez.

Bugün toplum olarak çektiğimiz sıkıntı da bir bakıma bunun aynısıdır. Yakın tarihimize bakıldığında ise bizden bir Martin Luther çıkmadığı kesin. Çıksa bile halkın onu nasıl afaroz edebileceğini az çok tahmin edebilirsiniz. Türk Milletini kandırmanın en etkili ve hızlı iki yolu vardır: dinî ve millî duygular. Bu ikisi üzerinden yürüyüp olayı dramatikleştirir ve bunlar uğruna birkaç kurban verirseniz rüzgar sizden yana esmeye başlayacaktır. Halkın yumuşak karnı olduğu için bunu bilen herkes bu zamana kadar hep oraya çalışmıştır. Çalışmaya da devam edeceklerdir.

Sözün özüne gelecek olursak, aklı çöpe attığımız müddetçe sırtımızdan semer, ağzımızdan yem torbasını eksik eden olmaz. Aşağılık kompleksinden sıyrılmakta fayda vardır. İnsan gibi, insana yakışan şartlarda yaşamı istemek herkesin hakkı olduğu gibi bizim de hakkımızdır. Bu hakkı elde etmenin ve korumanın yolu ise akıl ve mantık yolu ile kesişmekte ve asla ayrılmamaktadır.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.6033
9.5860
EUR
EUR
11.1767
11.1566
GBP
GBP
13.2678
13.1990
CHF
CHF
10.4962
10.4293
SAR
SAR
2.5603
2.5557
JPY
JPY
8.4523
8.3967
RUB
RUB
0.1368
0.1350
CNY
CNY
1.5111
1.4916

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency