Skip to content
eletiri-psikoloji-ozguven-onyargi-buse-ebrar-ozcan-sosyal-cene

Eleştiri Eleştirisi: Neden Eleştiririz?

Eleştiri, çok kapsamlı bir konudur ve çoğumuzun tahmin edeceği üzere olumlu ve olumsuz eleştiriler vardır. Bunlar kitap, dizi, film, moda gibi konular üzerine eleştiriler olabileceği gibi; kilo, görünüm ve insanların özel hayatları ile alakalı konularda da eleştiriler vardır. Özellikle günümüzde Kpop dinleyen insanlar veya ünlüleri ya da üniversite kazandığında sevinen bir insanı bile eleştirir olduk. Peki neden? Neden eleştiriyoruz

Bu sorulara yönelik insanlar iki gruba ayrılmış durumda; önyargıya sahip, kendi kusurlarını görmezden gelen ve özeleştiri yapmayan insanların varı yoğu eleştirdiğini söyleyen bir grup ve ayrıca insanların düşüncesini özgürce dile getirebileceğini söyleyen bir grup var. Peki bu konuda psikologlar ne diyor?

Eleştirinin İnsan Psikolojisindeki Yeri

Öncelikle eleştiren kişiyi ele alalım. Psikologlar ve uzman kişiler bu insanların çocukluğuna ve ailesine bakmamız gerektiğini söylüyor. Aile, çocuğu mükemmelleştirmeye çalıştığında, sürekli eleştirdiğinde veya o ailede huzur ve mutluluk olmadığında; çocuk veya kişi ailesinde ne görüyorsa dışarı yansıtıyor veya kendi mutsuzluğunu başkalarını eleştirerek kapatmaya çalışıyor. Serhat Yabancı ise bu konuda şöyle diyor:

Eleştiri, sadece yapıcı olmak amacıyla yapılırsa işe yarar, gerisi eleştiri yapanın kendi egosunu tatmin etmekten başka bir şey değildir.

Özellikle evliliği baz alan Yabancı, ilişkilerde kişilerin aşırı eleştiri ile farklı davranmaya başladıkları, ileriye dönük olamadıkları ve bu nedenle şiddetli geçimsizlikler yüzünden ayrıldıklarını dile getiriyor.

Bu nedenle eleştirel insanların öncelikle kusursuz olmadıklarını kabul etmeleri ve mükemmeliyetçi düşünceyi kenara bırakıp kendilerine yönelmeleri gerekiyor. Eleştirme kavramı ve hakaret kavramını karıştırmamak da gereklilikler arasında yer alıyor. Eleştiri yapıcı bir kavramken hakaret daha çok yıkıcı bir kavramdır. Uzmanların düşüncesi ise şu yönde:

Eleştiri dozunda eleştiridir. Sınırı aştığında hakarete dönüşür ve iki insanı da mutsuz eder. Bir süre sonra eleştirilen kişi özgüven kaybı yaşar ve “Acaba yanlış mı yapıyorum? Biri bir şey der mi?” düşüncelerinin hâkim olduğu bir sürece girmeye başlar. Eleştiren kişi ise yalnız kalmaya ve etrafındakileri kaybetmeye başlar ve iki tarafın da bu şekilde mutsuz olduğu bir sonuçla karşılaşılır.

Sonuçta taş attığımız kişiden gül bekleyemeyiz.

Eleştiri ve Önyargı

Gelelim eleştiri ve önyargıya. Bu iki konu şahsımda bağlantılı kavramlar. Sonuçta önyargılarımız ile eleştirmiyor muyuz? Kore’ye karşı olan önyargılarımız ile K-Pop dinleyenleri eleştirmiyor muyuz? Hatta “şair veya ressam olursan para kazanamazsın” önyargısıyla eleştirmiyor muyuz gençlerimizi? Peki hiç bunların sonuçlarını düşünüyor muyuz? Önyargılarımız mı bizi yönetiyor yoksa biz mi onları yönetiyoruz? Kuzu gibi bir başkasının dediğinin arkasından gidip kendi düşüncelerimizi yok mu sayıyoruz?

Önyargılar herkesin içinde olan ve herhangi bir şeye yönelik, herhangi bir şekilde sahip olduğumuz genelde olumsuz düşüncelerimizdir. Peki bu düşüncelerin sonuçları neler oluyor?

Aşırıya kaçıldığında bazen bir insanın ölümüne bile sebep olabilirken bazen de insanların psikolojisini kötü etkileyebiliyoruz. Kişinin özgüven kaybına neden oluyoruz. Sınıfınıza yeni gelen bir kişiye “bence çok kibirli biri” dedikten sonra pişman olmamız da artısı, ya da eksisi demeliyim.

Peki önyargılarımız neden bizi yönetiyor? Bence artık biraz da kendimize yönelmeliyiz. Ben ilk gruptanım, özeleştiri yapamayan kişilerin başkalarını eleştirmesini çok desteklemiyorum. Öncelikle kendi kusurlarımızı görmeli ve onların üstüne gitmeliyiz. Üslubumuz, hareketlerimiz ve davranışlarımız, kişiliğimiz ve dış görünüşümüz… Kendimizi eleştirelim ve kendimizi kötü görelim demiyorum, kendimizde gördüğümüz kusurları düzeltmeli ve ayrım yapabilmeyi öğrenmeliyiz. Eleştirilerimizi yapıcı olarak yapmalı ve yargılayıp hakaret etmekten daha çok empati kurarak kendimizi de karşımızdaki insanın yerine koymalıyız. “Ben olsam nasıl düzeltirim kendimi?” sorusunu sürekli sormalıyız. İnsanları ve kendimizi sevmeliyiz.

Farklılıklar güzel değil midir zaten? K-Pop dinleyenleriyle, farklı renklerle giyinenlerle, ressamıyla şairiyle…

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

3 yorum

  1. Ellerine sağlık. Çok güzel bir yazı 👏🏻

  2. Çok kaliteli bir yazı olmuş ellerine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.6033
9.5860
EUR
EUR
11.1767
11.1566
GBP
GBP
13.2678
13.1990
CHF
CHF
10.4962
10.4293
SAR
SAR
2.5603
2.5557
JPY
JPY
8.4523
8.3967
RUB
RUB
0.1368
0.1350
CNY
CNY
1.5111
1.4916

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency