Skip to content
dogukan-yasin-sosyal-cene-roportaj-mahz-adalet-roman-polisiye-cinayet-yazar

“İnsan Olarak Doğmak, İnsan Kalacağınız Anlamına Gelmiyor!”

Cinayet-polisiye roman türünün en genç yazarlarından birisi olan Doğukan Yaşin ile hem yeni çıkarttığı “Mahz-ı Adalet” romanı hem de yazarlık hakkında röportaj gerçekleştirdik. Kendi yazarlık serüveninden bahseden Yaşin, okuyucularımıza da önemli tavsiyelerde bulundu.

Günümüzün potansiyel sahibi genç yazarlarından birisi olduğunuzu biliyoruz ancak sizi tanımayanlar için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Elbette, 18 Mayıs 1994 yılında Üsküdar’da doğdum. İlkokul ve liseyi Ümraniye’de okudum. Üniversite serüvenim hayli karışık olduğundan oraya çok fazla değinmeyeceğim ama halihazırda İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da Radyo ve Televizyon Teknolojisi bölümü son sınıf öğrencisi olarak öğrenim hayatıma devam ediyorum. Kasım ayında “Mahz-ı Adalet” isimli polisiye romanımı okurlarla buluşturdum. Aynı zamanda senaristlik ve görüntü yönetmenliği yapmaktayım.

dogukan-yasin-yazar-sosyal-cene-roman-polisiye-roportaj

Sizin de dediğiniz gibi kısa bir süre önce Mahz-ı Adalet isimli eseriniz ile yazın dünyasına giriş yaptınız. Kitaba geri dönüşler nasıldı, memnun kaldınız mı?

Nezaket ve saygı kuralları çerçevesinde, olumlu yahut olumsuz, gelen bütün yorumlardan çok memnun oldum. Gelen yorumlar sebebiyle gururlu ve mutluyum. Her alanda üretimin durup, tüketimin ciddi derece arttığı bir çağda, yaşamanın stresiyle beraber emek verip özgün bir eser ortaya çıkartıyorsunuz ve bu eser hiç tanımadığınız insanların hayatlarına giriyor, beğeni topluyor, takdirle karşılanıyor ve saygı görüyor. Böyle bir durum haliyle insanı mutlu ediyor, bittabi beni de. En çok hoşuma giden ve kendime dönüp “Evet, dişe dokunur bir iş yapmışsın!” dediğim husus şudur: Okuyucular, kitaptaki karakteri çok benimsediler, kendileriyle özdeşleştirdiler ve en önemlisi eleştirilerime, anlattığım olaylara kayıtsız kalmadılar. Vermek istediğim mesajları direkt aldılar. Bu bir yazarın isteyeceği en büyük karşılıklardan birisidir.

Ne kadar zamandır yazıyorsunuz? Sizi yazmaya yönlendiren en büyük etken nedir ve bu serüvene ilk olarak hangi türde yazarak başladınız?

Kalem ile kâğıdı derdime ortak edeli takribi dokuz-on yıl olmuştur diye düşünüyorum. Lise üçüncü sınıfa giderken şiirle başladı yazı hayatım. Birkaç yıl salt şiir yazdım. Şiir dilimi geliştirmek ve aynı zamanda da kelime dağarcığımı genişletmek adına divan edebiyatıyla ilgilendim. Kendi çapımda; Nefî’den, Fuzulî’den, Şeyh Galip’ten, Bakî’den beyitler ve gazeller okuyordum. Daha sonra onların tahlillerini yapmaya çalışıyordum. Üzerimdeki bu ağır olgunluğa ve mental anlamda yaşımın çok ötesine zincirlerimi sürmeme sebep olarak bu şairleri gösterebilirim. Tabii içimdeki elemin dışavurumunu şiirle tam yapamadığımı anladığımda farklı türlere yönelmenin zamanının geldiğini anladım. Hikâye, deneme, eleştiri, köşe yazısı derken en son ucu romana kadar dayandı.

Bir karakteri yaratma süreci nasıl başlıyor ve süreci nasıl yönlendiriyorsunuz?

İşimin hammaddesi insan olduğundan gözlem yapmayı çok seviyorum. Dışarıdaki insanları gözlemleyerek notlar alıyor, kafamda yarattığım karakterin üzerine tabiri caizse bir hırka misali giydiriyorum. Ona bir isim, kişilik, birtakım hüner ve beceriler ekliyorum. Bunu yaparken tabii ki karakterin kendisiyle çelişmemesine özen gösteriyorum.

Yazım aşamasında duyguya ve hislerinize yer veriyor musunuz?

Bana göre; yazmak, hissetmek ile eşittir. Çünkü yazan kişi kaleminin gücünü hislerinden almazsa anlatılarını okuyucuya sağlıklı biçimde aktaramaz. Kitabı yazmadan evvel yaklaşık sekiz ay boyunca saha çalışmam oldu ve olayların geçtiği yerleri aylarca arşınladım. Yetmedi, orada aldığım enerjiyi, huzuru, mutluluğu ya da bunların tamamen zıttı, kederi, öfkeyi, acıyı dibine kadar yaşayıp, hissetmek ve hissettirmek için o muhitlerde kaldığım da oldu. Kısacası hangi konuda olursa olsun içinde duygu ve his barındırmayan her şeyin sahiciliğinden şüphe ettiğimden dolayı okurlarımı bu şüpheye düşürmemeye özen gösteriyorum.

dogukan-yasin-yazar-sosyal-cene-roman-polisiye-roportaj

Kitabınızda size yakın olan, ayrıcalık tanıdığınız bir karakter var mı?

Şöyle ki, yarattığım her karakter ve yazdığım her eser benim çocuklarım gibi. Hiçbir anne veyahut baba çocuklarını birbirinden ayıramayacağı gibi ben de ortaya çıkarttığım karakterleri birbirinden ayıramam. Hikâye akışında illaki öne çıkanlar olacaktır, o da öyle olması gerektiği içindir.

Peki daha önceden hikâye veya başka bir kitap çalışmanız oldu mu?

Birçok hikâye çalışmam oldu aslında. Bunları yayınlamadım. Yayınlamayı düşünüyor musun dersen, düşünmüyorum şimdilik ama zamanın ne getireceği belli olmaz. E-kitap çalışmam oldu. Son kitabım yayınlanmadan evvel “Saklı Gizler” adında bir roman yazmıştım. O dönem düzenli olarak eleştiri ve deneme yazılarımı yayınladığım blog sayfam mevcuttu. Orada yayınlamıştım. Dört aylık bir süreçte yaklaşık beş bin indirmeye ulaşmıştı. Ardından da Mahz-ı Adalet’in basımını yaptık.

Şu ana kadar aldığınız en akılda kalıcı ve sizi etkileyen yorum nedir?

Aldığım bütün yorumlar çok kutsal, çok değerli nazarımda. İstanbul’a hiç gelmemiş ve görme fırsatı henüz olmamış bir okurum: “Yaptığınız betimlemelerle İstanbul’u gezmiş, görmüş, o tarihi dokusunu içime çekmiş kadar oldum.” minvalinde bir yorum yapmıştı. Çok hoşuma gitmişti bu durum.

Mahz-ı Adalet adlı eserinizin devamı gelecek mi?

Evet. Hikâye ve olay örgüsü bitti aslında. Bu karantina sürecinden doğan krizi fırsata çevirip ben de yazımına başladım. Kısa vadede okurlarla buluşturmayı planlıyorum. Hatta ikinci kitabın konusunu mini dizi tadında, ekranlarla buluşturmak için çalışmalarımız mevcut. Bu çabalarımızın da yaz sonu neticeleneceğini umuyorum.

Okuyucular kitabınızı okumadan önce kendilerini hangi durumlara hazırlamalı?

Hiçbir şeye hazırlanmasınlar. Direkt hikâye ve olay akışına bıraksınlar kendilerini. Hazırlıksız, spontane gelişen şeyler her zaman daha güzel, daha cezbedici hal alıyor ve tat bırakıyor insanda.

Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Buraya uygun olduğundan, yazmış olduğum bir yazımın şu kısmıyla veda edelim.


“Dokunduğunuz yerleri yıkmak yerine, onarmayı deneyin. İnsanları yargılamadan evvel hangi şartlarda yaşadıklarına bakın. İnsan olarak doğmak, insan kalacağınız anlamına gelmiyor! Şayet bir insanda bulunması gereken vasıflar yoksa o vasıfları elde etmek için özveri gösterin. Gereğince nazik olun, mütevazılıktan ödün vermeyin. Zira dünya üzerinde kapladığınız yer, toz tanesinden büyük değil. Birilerini küçümseyecekseniz evvela bunu aklınıza getirin. Gösterişsiz bir hayatın merkezine konuşlanıp sade ve yalın yaşamaya bakın. Materyalist olmayın. Bu dünyada ne kadar çok şey benimserseniz ve ona ne kadar çok anlam yüklerseniz, paranoyalarınız o kadar artar. Kaybetmekten korkarsınız, yaşamaya cesaretiniz kalmaz. Unutmayın, ‘Haddini aşan her duygu, her eylem çok geçmeden zıttını doğurur.’ Bunu bilerek yaşayın.”


Sevgiyle ve kitapla kalın.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

2 yorum

  1. Öncelikle bu genç yaşına ve tecrübesizliğin yarattığı handikapa rağmen, yılmayıp bunca zorluğa göğüs gererek kitap çıkarmasını ve çeşitli projelerde yer almasını takdire şayan buluyorum. Kendisi çok güzel işlere imza atıyor açıkçası. Harcadığı emeği ve çabayı misli olarak geri alacağını düşünenlerdenim. Umarım başarılarının devamı gelir. Röportaja değinecek olursak özetlemek gerekirse; samimi akıcı bir röportaj olmuş. Adeta bir sohbet havasında geçiyor ve en önemlisi de yapaylıktan tamamiyle uzak.

  2. Tüyap kitap fuarında tanımak nasip oldu kendisini. kalabalığa rağmen tek tek kendisinin yanına gelen herkesle muhabbet etti , sorularımızı cevapladı , kitapları imzaladı . maalesef kitap çıkaran çoğu yazar(!) triplere girerek yanına gelenlere kendi fanıymış gibi davranıyor, ne mutlu ki doğukan bey bu kitleden olmayarak efendiliği ve nezaketi ile farkını gösterdi karşısında arkadaşı varmış gibi samimi bir sohbet ortamı yaşattı :) röpörtajı görünce tebessüm ettim umarım kendisini daha iyi yerlerde daha büyük projelerde görürüz ..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency