Skip to content

Sema Akbulut: “İnsanların Kaçtığı Şeyin Üstüne Koşmaktır Muhabirlik”

sema-akbulut-gazeteci

2019 Aralık ayında sosyal bir deney için dilenci kılığına girerek Beşiktaş’ta dilenen, Reina saldırısında olay yerine ilk ulaşan gazeteci CNN Türk Muhabiri Sema Akbulut ile büyük bir aşkla bağlı olduğu mesleği üzerine konuştuk.

Haber bültenlerini CNN Türk kanalından takip edenler sizi gayet iyi tanıyorlar ancak bilmeyenler için bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Sema Akbulut kimdir?

5 Ocak 1991 yılında İzmir’de doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarım İzmir’de geçti. Ailem farklı bir bölüm okumamı beklerken ben hayalim olan muhabirliği yapmak için ilk olarak Uşak Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü’nü okudum. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ne geçiş yaptım. Televizyon hayatıma ilk olarak İzmir’de yerel bir kanalı olan Ege TV’de başladım. İstanbul’a geldikten sonra ise ilk olarak Beyaz TV’de muhabir olarak göreve başladım. Hem muhabirlik yapıyor hem de editörlük yapıyordum. Bir yıl boyunca sabah programının editörlüğünü ve muhabirliğini yaptım. Bir yılın sonunda Beyaz TV’deki işimden ayrılarak Show TV’de öğle kuşağında yer alan Seda Sayan’ın programında çalışmaya başladım. 6-7 ay kadar çalıştım. Star TV’de öğle kuşağında yer alan Balçiçek İlter’in “Olay Yeri” programından teklif geldi ve oraya geçiş yaptım. Orada da bir süre çalıştıktan sonra program yaz döneminde ara verdi. Bu boşlukta TV8’den gelen teklif üzerine orada çalışmaya başladım. TV8‘de Serap Paköz’ün sunuculuğunu yaptığı ‘Gerçeğin Peşinde’ programında çalışmalarımı yürütmeye başladım. TV8’de çalışmaya başlamadan önce CNN Türk ile görüşmelerim devam ediyordu. TV8’e geçtikten birkaç ay sonra CNN Türk’ten çağırıldım ve buradaki mesleğime başladım. Neredeyse iki yılı geride bıraktım CNN Türk’te. Sema Akbulut’un mesleği bu şekilde ilerledi. İnsan ilişkilerimde nasıl olduğumu sorarsanız sıcakkanlı olduğumu söyleyebilirim. İnsanlarla konuşmaktan, sohbet etmekten çok hoşlanırım. Özellikle yeni şeyler keşfetmekten ve gezmekten çok büyük keyif alırım. Bir hayvansever ve kitapsever olduğumu söylersem yanlış olmaz. Ayrıca şarkı söylemeyi de seviyorum.

Sizinle ilgili araştırmalar yaptığımızda işinize olan tutkunuzu görmemek mümkün değil, muhabirlik sizin hayatınızın tam olarak neresinde? Bize muhabirlik mesleğinin zorluklarından bahseder misiniz? Muhabirlik hakkında ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Muhabirlik benim hayatımın merkezinde dersem abartmış olmam. Çünkü bu meslek için çok mücadele ettim. Evlilik, aşk hayatı… Bunların hepsi muhabirlikten sonra gelir benim için. Her zaman ideallerimi gerçekleştirmek için çalıştım ve engellere karşı efor sarf ettim. Muhabirliğin bana göre en büyük zorluğu insanların kaçtığı şeyin üstüne sizin koşmanızdır. Mesela bir bomba patlar herkes canını kurtarmak için kaçar ama siz olay yerine koşmak zorundasınızdır. Günümüzden örnek verecek olursak: koronavirüs hastalık riskinin en yüksek olduğu yerlerde, sokaklarda yine biz çalışıyoruz. Mesleğimizin en zor yanlarından birisinin bu olduğunu düşünüyorum. Bir diğer zorluk ise istediğiniz her haberi yapamamanız.

En nihayetinde hepimizin üstleri var ve hangi haberin ekrana gelip hangisinin gelmeyeceğine onlar karar veriyor. Siz birçok konuya değinmek istiyorsunuz ama onlar uygun görmeyebiliyor.
En büyük tavsiyem şu: Bu mesleği gönülden sevecekseniz yapın. Eğer sevmezsiniz haber kovalamak, haberin peşine düşmek size ağır gelir. Mesleğiniz sırtınızda yük olmaya başlar. Bizim mesleğimizin en tatmin edici yanı ortaya çıkardığımız işi izlemektir. Eğer siz yaptığınız işten keyif almazsanız hiçbir önemi yok. Bu yüzden hangi meslek olursa olsun sevmeniz çok önemli. Yalnızca gerçekten sevdiğinizde zorluklar ve eksikler sizi rahatsız etmiyor.

Mesleğiniz ile ilgili dönüm noktası olarak tanımladığınız bir süreciniz oldu mu?

Diğer kanallar açısından bakınca mesleğimin dönüm noktası CNN Türk’te çalışmam oldu diyebilirim. Burada başlamam meslek hayatımda tabii ki büyük etki yarattı çünkü daha büyük bir kanalda daha tanınır oluyorsunuz. Olay olarak soracak olursanız Reina saldırısını söyleyebilirim. Oraya ilk gidenlerden birisiydim ve ilk kez öyle bir olaya şahit olmuştum. Bu haber de benim için mesleğimde bir dönüm noktasıdır.

Sema Hanım geçtiğimiz aylarda kılık değiştirerek yaptığınız sosyal deney çok konuşuldu. Gösterdiğiniz oyunculuk ile birlikte başarınızı bir kere daha gösterdiniz. Yaptığınız bu çalışma esnasında nelerle karşılaştınız? Nasıl duygular yaşadınız?

Dilencilik deneyimizde öncelikle Türkiye’de kadın olmanın, özellikle çaresiz bir kadın olmanın getirdiği zorlukları gördük. Deneyi yaptığımız süre boyunca bir kişinin beni yalnızca birkaç saniyeliğine görüp ahlaksız bir teklifte bulunduğunu herkes o günlerde televizyonlarından izledi. Dediklerini duyunca o kadar afalladım ki cevap vermekte zorlandım. “Benimle beraber olur musun?” diyordu ve ben buna evliliği düşünmüyorum diyerek cevap verdim. Oysaki sorduğu şey evlilik değildi, bunu hepimiz biliyoruz. Bu yaşanırken oradan geçen bir genç gelip adamın beni rahatsız edip etmediğini sordu ve o teklifi yapan kişi böylece uzaklaştı. Yine aynı gün yakınımızda bulunan ve ayakkabı boyayan bir amca bütün gün kazandığı parayı getirip bana vermek istedi. Neden bunu yaptığını sorduğumda ise çaresiz olduğumu söyledi.

O insanlar da çaresiz ve bu noktada empati kurabildiklerini görebiliyorsunuz. Özellikle kadınların size karşı yaklaşımından empati yaptıklarını anlayabiliyorsunuz. Bazı erkekler ise kendi çocuklarının yerine koyarak benim de kızım var dediler, böyle bir yaklaşım sergilediler. Böyle deneylerde toplumun psikolojisine dair genel bir fikir de elde edebiliyorsunuz. Yaşadığım diğer bir olay da ekrana gelmedi. Çok fazla olay yaşadık çünkü ve bunları günlere yaymıştık ama bu olayı ekrana getiremedik. Bağcılar’da yaşadığım bu olay sonucunda yaşlıların hepsinin iyi niyetli ve masum olmadığını anladım. 70-80 yaşlarında bir teyze geldi ve bana dilencilik hakkında tavsiyeler verdi. Nerelerde dilenmem gerektiğini, nerelerde para kazanabileceğimi detaylıca anlattı. Sonrasındaysa çok güzel olduğumu ve istersem paraya para demeyeceğimi söyledi. Burada ima ettiği şey farklıydı elbette. Bana bir yer ve saat verdi, buluşmak istedi. Tahmin etmiş olacaksınız ki beni tabiri caizse beni pazarlayacaktı. Bu anlattıklarım gibi birçok olayla karşılaştım. Önemli dersler çıkardığım bir haberdi benim için.

Sizin de söylediğiniz gibi mesleğinizi büyük bir aşkla yapıyorsunuz. Çalışma hayatınız boyunca mesleğinize olan bu sevginiz değişti mi? Mesleğinizde zorlanıyor musunuz?

Mesleğime olan aşkım hiç değişmedi. İlk gün nasıl istiyorsam bugün de öyle istiyorum. İlk zamanlarda zorlanıyordum tabii ki ancak şu an o kadar zorlanmıyorum. Üniversitede hocalarımızdan birisi “bilmek hükmetmektir” derdi. Bilgi sahibi olmadığınız şeyde zorlanırsınız. Örneğin bir habere giderken konu hakkında bilgim yoksa zorlanıyorum. Bu sebeple hemen bilgi edinmeye çalışıyorum. Bunun dışında ise zorlanmıyorum.

Sema Akbulut

Yeni tip koronavirüs salgınının yayılması ile birlikte tüm dünyada hayat durma noktasına geldi. Yaşadığımız bu zorlu süreçte medyaya düşen görevi ve yaptıklarınızı bizlere anlatır mısınız?

Bu zorlu süreçteki tek amaç insanlara bilgi vermek. Önemli olan ise merak ettiklerini onlara verirken onları korkutmamak. Çünkü yeterince korku yayan bir pandemi var ve sizin sarf ettiğiniz her sözcük onları daha fazla etkileyebilir. Bu sebeple gerçekleri yansıtmak kadar gerçekleri yalın bir şekilde yansıtmak da önem arz ediyor. Medya tam da bu noktada önemli bir görev üstleniyor. Dediğim gibi insanların sokağa çıkmaya korktuğu bir dönemde en tehlikeli yerlere siz gidiyorsunuz. Koronavirüs ülkemizde görülmeye başladığından beri insanlar kalabalık ortamlardan kaçıyor. Aynı süreçte ise ben; otogarda, havalimanında, Avrupa’dan insanlar geldiğinde onların aileleriyle buluşmalarında bulundum. Hastalık kapma ihtimalimiz çok yüksek olsa da bunu göze alarak haber yapıyoruz. Önlemlerimizi alarak oralardaki süreci de anlatmamız gerekiyor. Çünkü insanlar sizden bilgi bekliyor, haber bekliyor. Herkesin merak ettikleri var ve bir haberci olarak siz bu merak edilenleri aydınlatmak zorundasınız. Elbette sağlık çalışanı değiliz ama bu süreçte haberciler olarak en az onlar kadar özveriyle çalışıyoruz.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Radyo televizyon Teknolojisi Bölümü olarak bizlerle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Çok keyif aldığımız bir söyleşi oldu. Son olarak söylemek istedikleriniz var mıdır?

Ben de çok teşekkür ederim. Bu röportaj benim için de farklı bir deneyim oldu. Kendinize iyi bakın, sağlıklı kalın.

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.