Skip to content
duygu-karaca-roportaj-ufuk-karadavut-sosyal-cene-sefirin-kizi-ese-sinema-tiyatro

“Kendinizi ve Çevrenizi Fark Edin”

“Sefirin Kızı” isimli televizyon dizisinde “Eşe” karakterini canlandıran Duygu Karaca sanat dünyası ve koronavirüs gündemi üzerine röportaj gerçekleştirdik. Samimi bir havada geçen röportajda, sanat dünyası ile alakalı birçok konunun yanında Karaca’nın koronavirüs karantinası sürecine de değinildi. Karaca, röportajın sonunda oyuncu olmak isteyen gençlere tavsiyeler verdi.

Duygu Karaca 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuar Oyunculuk bölümünde 4 yıl okuyup mezun olduktan sonra 4 yıl daha okulda kalarak asistan eğitmenlik yaptı. Sekiz yıllık konservatuar hayatı sonrası oyunculuk eğitmenliğine başladı.
2009 yılından beri hem sinemada hem televizyonda hem de tiyatroda oyunculuk yapmaktadır.

Artiz Mektebi, Tersine Dünya, Onikinci Gece, Heccav ve Paket Servis gibi tiyatro oyunlarında oynamıştır. Bunların dışında birçok reklam filminde oynamış ve Aşk Yeniden, Aslan Ailem, Nolur Ayrılalım, Ver Elini Aşk, Bir Zamanlar Çukurova gibi dizilerde rol almıştır.

Beyazperde de ise “Yanlış Anlama”, “Kapan” ve “Mahalleden Arkadaşlar” isimli sinema filmlerinde rol alan Duygu Karaca, şu an Sefirin Kızı dizisinde Eşe karakterini canlandırmaktadır.

Daha önceki bir röportajınızda “Oyuncu olmak için doğmuş olabilirim.” demiştiniz. Size bunu düşündüren, oyuncu olmanızı sağlayan hayatınızdaki dönüm noktası nedir?

Hayatımdaki dönüm noktam, konservatuarı kazanmak oldu. Eğer kazanmasaydım belki kendime olan inancım azalabilirdi ve tekrar deneyip denememe konusunda tereddütlerim olabilirdi. Okulu kazanmam ile birilerinin bana inanması beni şevklendirdi ve bu sayede konservatuar, bana bu meslekten vazgeçmeyeceğime dair bir yol açmış oldu.

Sizi birçok dizi ve reklam filminde gördük, bir o kadar da tiyatro oyununda yer aldınız. Oyunculuğun farklı alanlarını tecrübe etmiş bir isim olarak kamera önünde yer almanın ve tiyatro sahnesinde oynamanın farkları hakkında neler söylersiniz? Bu iki türün de avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Tiyatroda seyirci seni birebir canlı görüyor ve sen seyirciyi hissediyorsun. Seyirci kafasını sağa-sola çevirse ya da arkasına yaslanıp koltuğuna biraz daha yerleşse veya en ufak bir ses bile çıkarsa sen onu sahneden hissediyorsun, duyuyorsun ve gözünle bire bir bakmasan da görüyorsun. Sinemada veya dizilerde bu yok. Çekip bitiriyorsun ve yoruma bırakıyorsun. Üstüne üstlük o çektiğin şey sonsuza kadar aynı şekilde kalıyor. Mesela 1950 yılında çekilmiş bir filmde, o an o oyuncu hangi mimiği yaptıysa onu aynı şekilde bugün 2020’de de izleyebiliyoruz ama tiyatroda böyle bir durum yoktur. Tiyatroda aynı oyunu oynarken bile her temsili başka bir şekilde oynarsın. Çünkü zamanlama, jestler, mimikler birebir aynı şekilde olamaz. Tiyatro; canlıdır, yaşayan bir şeydir. Sinema ve dizi oyunculuğu da büyük bir sanat. Bunların avantajı; bir hata veya sıkıntı olduğunda, “Kestik! Bir daha çekelim.” deme şansınız var ama tiyatroda böyle bir şansınız yok. Tiyatrodaki şansınız ise seyirciyle birebir yaşıyor olmanız.

Yaşayan sanat dalı olarak tabir ettiğiniz tiyatronun gereken değeri gördüğünü düşünüyor musunuz?

Hem ülkemizde hem dünyamızda sanatın hiçbir alanının gereken değerini gördüğünü düşünmüyorum. Yine de bu söylediklerime rağmen, geçmiş yıllara nazaran tiyatroda büyük bir yükseliş var. Tabii ki Covid-19 pandemisine kadar devam eden bir yükselişten bahsediyoruz. Son dönemlerde çok fazla özel tiyatro açıldı, çok fazla alternatif oyun oynanıyor ve tiyatronun güzel, sağlam bir seyirci kitlesi var. Umarım bu daha da çoğalır ve yine umarım ki seyirciler sadece afişteki isimlere bakmak yerine her oyunu izleme şansını elde eder. Tek dileğim bu.

Son yıllarda dizi sektörünün televizyonlardan internet platformlarına doğru kaydığını görmekteyiz. Sizce bunun sebebi ne olabilir?

Eskiden her şey daha yavaş tüketiliyordu. Sevgiler, aşklar, arkadaşlıklar, hayaller, planlar… Her şey daha yavaş bir ritimle tadını çıkara çıkara, zamana yaya yaya ilerliyordu. Bu yüzden haftada bir gün, belli bir saatte, bir diziyi izlemek çok mantıklı ve iyi geliyordu bize. Şimdi ise hayat çok daha hızlı tüketiliyor. Yemek yemek, arkadaşlarla buluşmak, sevgili edinmek veya ayrılmak, evlenmek, boşanmak, bir işe girmek, bir işten çıkmak vs. her şey çok hızlı tüketiliyor. Bu yüzden insanlar belli bir gün ve saatte bir şeyi takip edebilmek üzere boşluk yaratıp, ona vakit ayırma konusunda telaşlılar.

Yani kısacası, “Ben, boş olduğum zamanımda oturup dizimi izleyebileyim. Dizi beni zorlamasın. Televizyon bana dizini, filmini, programını Perşembe günü 15.00’da veya Pazartesi akşamı 20.30’da izleyeceksin diye belirlemesin, bunu ben belirleyeyim. İstediğim vakitte geçeyim bilgisayarın başına, istediğim zaman izleyeyim. İstersem 1 bölüm izleyeyim, istersem 5 bölüm izleyeyim.” düşüncesinde herkes.

Artık her şey izleyicinin üzerinden ilerlediği için internetteki dizi ve film platformları daha cezbedici bir hale geldi. Televizyon daha çok 40 hatta 50 yaş üstü veya o yaş grubunda olmasa bile internet kullanamayan, kullanmak istemeyen “Aman benim internetle işim yok. Televizyonumu izlerim mis gibi.” diye düşünen kesimin tercihi oldu.

Covid-19 Pandemisi sebebiyle sizin de oyuncu kadrosunda yer aldığınız Sefirin Kızı dizisi de dahil olmak üzere dizi çekimleri durduruldu. Pandeminin dizi sektörüne olumsuz etkileri olur mu? Süreç ne şekilde ilerleyecek? Pandemi bittiğinde diziler ve programlar kaldığı yerden devam edecek mi?

Evet hem bizim dizimiz Sefirin Kızı hem de diğer diziler, pandemi bittikten sonra tekrar çekimlerine başlayacaklar ve yayınlarına devam edecekler. Biz de yaz sonu çekimlerimize başlayacağız gibi duruyor şimdilik.
Pandeminin diziler ve programlar üzerinde olumsuz etkileri biraz da olsa olabilir ama kısa sürede toparlanılacağını düşünüyorum. Hatta ve hatta yeni dizi çekimleri de başlıyor. Yeni sezonda hiç görmediğimiz yeni diziler de izleyeceğiz.

Siz karantina günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?

Karantina günlerim çok iyi geçiyor. Hiç sıkılmıyorum. Ev hayatını zaten çok severim. Evde yapılacak binlerce şey var. Üstelik sıkılmaya başlayacak gibi olduğumda tek düşündüğüm şey “Şu an hastanede, koronavirüse yakalanmış olabilirdim.” oluyor ve böylece hemen sıkılmam geçiyor. Evde olduğuma şükrediyorum. Benim evde birçok uğraşım var: Kitap okuyorum, dizi-film izliyorum, müzik dinliyorum, resim yapıyorum, yemek yapıyorum, evi temizliyorum, kişisel bakımlar yapıyorum, evdeki fazla eşyalarımdan kurtuluyorum, hayal kuruyorum… Yani birçok şey yapıyorum ve çoğunlukla hep evdeyim. Sadece köpeğimi sitede gezdirmeye çıkarıyorum. Onun dışında evde kalıyorum ve sabrediyorum çünkü sabredersek her şey daha güzel olacak.

Duygu Hanım, öncelikle bizlere vakit ayırdığınız için size teşekkür ediyorum. Bu zevkli röportajı bitirirken son bir soru sormak istiyorum: Sizin izinizden gidip sizin gibi bir oyuncu olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Oyuncu olmak isteyen herkese ilk tavsiyem ise: okul okumaları, bir konservatuar sınavına girip konservatuarda yetişmeleri. Çünkü bunun dışında da herhangi bir mesleği seçmek istediğinizde gidip okulunu okuyorsunuz. Mesela mühendis olmak isteyen birine kimse “Sen git hobi olarak mühendisliğini yap, okul okumak şart değil.” diyemiyor ama oyuncu olmak isteyene “Sen git bir ajansa yazıl, fotoğraf çektir. Okuman şart değil.” diyebiliyorlar. Oysa ki oyunculuk öyle bir şey değil. Oyunculuk için de bir okul okumak gerekiyor. 4 senelik bir akademik eğitim görmek gerekiyor.

Bir sonraki önerim ise çokça gözlem yapmaları. Oyunculuk, bol bol gözlem yapılması gereken bir meslektir. Çok fazla gözlem yapsınlar. Hem kendilerini hem de çevrelerini çok fazla fark etsinler. Gözlemlerdikleri her şeyi ceplerine koysunlar. Oyunculuk, hayatı ve insanı anlatma sanatıdır. Bu yüzden hayatı ve insanları gözlemekle işe başlanmalıdır.

Ben de çok teşekkür ederim. Benim için de çok güzel bir zevkti sizlerle bu röportajı yapmak.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

4 yorum

  1. Sorular çok güzel sorulmuş cevaplar da bir o kadar samimi ve güzel

  2. Severek takip ettiğim bir oyuncu olan Duygu Karaca’nın röportajını okumak ne kadar hoş. Üstelik merak uyandırıcı sorular. Tebriklerr

  3. Cok sevdigim bir karakter. Guzel bir roportaj olmus, emeginize saglik.

  4. Çok güzel ve samimi bir röportaj olmuş. Ellerinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency