Skip to content
nazi-almanyasi-svastika

Nazilerin Yükselişi 1: Büyük Savaşın İzleri

Nazilerin Yükselişi serisinde ilk olarak Adolf Hitler ve kadrolarının iktidara gelişini ele alacağız. Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı arasındaki karmaşık döneme ışık tutacak ve Alman halkını faşizme iten süreci inceleyeceğiz.

İkinci Dünya Savaşı öncesi olan döneme iki savaş arası dönem de denir. Birinci Dünya Savaşı 1918 yılında İttifak Devletlerinden Bulgaristan’ın teslim olması ve ateşkes istedikten sonra bütün ittifak devletlerinin bir bir dökülmesi ile sonlanır ve savaşın bitmesi ile silahlar susar, diplomasi masaları kurulur. İttifak Devletleri de 1918’in Ocak Ayında yayınlanan 17 maddelik Wilson İlkelerine güvenerek bu masalara otururlar. Bulgaristan için Selanik (30 Eylül 1918), Osmanlı için Mondros (30 Ekim 1918), Avusturya için Villa Giusti ve Almanya için de Compiegne Ormanında Rethondes İstasyonundaki bir vagonda (22 sene sonra Nazi Almanyası bu vagonda Fransayı ağırlayacak ve intikamını alacaktı.) barış için diplomasi masaları kurulur ama bu diplomasi masaları “Barışı katleden barışların“ imzalandığı masalar olarak tarihe geçecekti.

Yapılan barışlar ile kaygan zeminler oluşturulmuştu ve ABD Başkanının öngörüleri ile Kasım 1920’de 44 ülkenin temsilcisi ile Milletler Cemiyeti kurulmuştu. Fakat ABD kendini dünyadan soyutlama politikasına sürerek Cemiyete girmeyi kabul etmez. Bu vakitten sonra Amerika, Avrupa ile değil Ortadoğu ve Latin Amerika ile ilgilenecek ve 8 Aralık 1941 tarihine kadar da bu böyle devam edecektir. İlerleyen yıllarda Cemiyetten İtalya ve Almanya gibi ülkelerin ayrılmaları söz konusu olur hatta Milletler Cemiyeti ilk açığını İtalya’nın 3 Ekim 1935 yılında Etiyopya’ya saldırısı karşısında bir şey yapamayarak verir. Bu durumda Milletler Cemiyeti artık işe yaramayacağını göstermiş ve uyum sorunlarına çözümler getiremeyerek olacak olayların önüne geçememiştir. Yapılan anlaşmalardan çoğu ülke ve o ülkelerin insanları memnuniyetsizdi.

Anlaşmalar ağır şartları, ekonomik bunalımın hat safhada oluşu, işsizlik ve yolsuzluk artışları, silahsızlanma adı altındaki silahlanmalar ve bu bunalımlara karşı yükselmeye çalışan otoriter güçler… İşte dönemin özeti buydu.

Avrupa’da Marksist düşünceler yayılmaya başlamıştı, savaşın verdiği zararlar refah seviyesini hızla düşürmüş ve insanlar fakirleşmişti. Oluşan bu ortamda bir de ABD’de oluşan 1929 Ekonomik Krizi bütün dünyayı etkiledi ve dünyada yeni krizlerin tohumları atılmaya başlandı. Bu ortamda krizin getirmiş olduğu düşünce sistemleri Avrupa halklarını ve tüm dünyayı kolayca etkisi altına almıştı. 1934’te dünya genelindeki askeri harcamalar armış ve silahsızlanma sözü verilmesine rağmen 1932 ile 1937 yılları arasında silah ticaretinin hacmi üç katına çıkmıştı.

Huzursuz İtalya halkı, ilerleyen yıllarda kendini Faşizme bırakacaktı ve 1925’in Noelinde İtalyan Faşizmi Mussolini önderliğinde ülkeyi tamamen yönetimi altına alacaktı. Japonya’da Nasyonalizm düşüncesi yayılacak ve Çin’deki iç savaş da körüklenecekti. Rusya’da 1917’de Ekim Devrimi gerçekleşmiş ve Bolşevikler yönetime gelmişti. Almanya’da ise iç karışıklıklar ve huzursuzluklar hakimdi. 1919’un Ocak ayında kurulan Weimar Cumhuriyeti yerini ilerleyen yıllarda Nazi Almanyasına bırakacaktı. Bu ekonomik ve siyasi bunalımlar ilerleyen yıllarda otoriter rejimlere geçen devletlerin başrolünü çektiği yeni bir savaşa neden olacaktı.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency