Skip to content
neden-ozgur-degiliz-ahmet-onur-gungor-sosyal-cene

Neden Özgür Olamıyoruz?

Türkiye, kurulduğu yıllardan itibaren bireysel özgürlükler konusunda hep şiddetli tartışmalara sahne olmuştur. Kimileri ülkenin bu konuda oldukça iyi durumda olduğunu iddia ederken kimileri de ağır bir dikta altında yaşadığını hissetmektedir. Peki ya işin aslı nedir?

Bizimkisi gibi hukukun üstünlüğü ve sosyal devlet ilkesi üzerine kurulmuş olan ülkelerde demokrasi seviyesi her zaman tartışma konusudur. Demokrasi en iyisi midir, en iyi demokrasi kimin demokrasisidir gibi sorular sormak şu an için ülkemiz için zaman kaybıdır. Çünkü bana göre bizim problemlerimiz bunların çok daha ötesindedir.

Bizim ülkemizde yönetilenler ve yöneticiler arasında bitmek bilmeyen bir rekabet uzun yıllardır bulunmaktadır. Buradaki kastım yalnızca siyasi iktidar-seçmen ilişkisi değildir. Okul müdürü-öğrenci, patron-işçi, otobüs şoförü-yolcu ikilileri arasında bile sonlandıramadığımız doğal bir rekabet vardır. Bizim insanımız yönetildiği noktalarda özgürlüklerinden asla taviz vermeyen bir yapıdadır.

Örneğin bir avukat ya da bir mimar, bu noktada uzmanlık alanının ne olduğu önemli değildir, çalışma koşulları konusunda haksızlık yaptığını iddia ederken birçok eleştiriyi dile getirmektedir. Ödemeler, vergiler, maaşlar, sosyal haklar, izin günleri, çalışma saatleri, hükümet politikaları… Birçoğu haklı olmakla birlikte eleşirilerin ardı arkası kesilmemektedir. Aynı avukat ya da mimarın ofisini ziyaret edip stajyerini dinlediğinizde de aynı eleştirileri duyacaksınızdır ama bu sefer eleştirilen kişi biraz önceki avukatımız ya da mimarımız olacaktır. Kendi yaşam koşulları noktasında hiçbir hakkından taviz vermek istemeyen ve bir vatandaşın yapması gerektiği şekliyle eleştirilerini dile getirilen yönetilen, kendi yönettiklerine savunduğu ilkeler doğrultusunda davranmamaktadır.

Bizim ülkemizin sorunu tam olarak burada başlamaktadır. Savunduğumuz ilkeleri benimsemiyoruz. İddia ettiğimiz şekilde yaşamıyoruz. İşçi haklarının yeteri kadar korunmadığını eleştirirken kendi işçilerimizin çalışma koşullarından maliyet kesinti yapmanın yollarını arıyoruz. Yönetilen herhangi birisi yönetici sıfatını kazandığı andan itibaren eleştirdiği kişilere dönüşüyor. Bu yüzden özgürlük ve hukuk problemlerimiz bitmiyor.

Bizden alındığında sokaklara döküldüğümüz hakları ve özgürlükleri kendi yönetimimizdeki insanlara vermiyoruz. Her krizi bir başkasının özgürlük alanını daraltmak için kullanıyoruz. Dünyanın öbür ucunda borsalarda yaşanan bir gelişme sebebiyle yönettiklerimizin maaşlarını kısmanın yollarını arıyoruz. Basit özgürlüklükleri “lüks” olarak yorumluyoruz. Uzun süredir tiyatroya gidemediği için yakınan birisini hemen suçlamaya başlıyoruz. O kişinin tiyatroya gidememesine sebep olan, temel yaşamını sürdürmesi için gerekli olan parayı fazlaca çalışarak kazanmak zorunda bırakan yöneticileri eleştirmiyoruz. Hiçbirimiz eleştirdiklerimizden farklı değiliz.

Yönetilenler olarak savunduklarımızı yaşamadıkça da yönetenleri eleştirme haklarımızı kaybediyoruz.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.2159
9.1993
EUR
EUR
10.6978
10.6785
GBP
GBP
12.6729
12.6071
CHF
CHF
10.0033
9.9394
SAR
SAR
2.4571
2.4526
JPY
JPY
8.0861
8.0330
RUB
RUB
0.1301
0.1284
CNY
CNY
1.4410
1.4224

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency