Skip to content
nuri-bilge-ceylan-sinemasi-filmleri-odulleri

Nuri Bilge Ceylan Sinemasının Yapı Bakımından İncelemesi – 2

Dünya çapında tanınan Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan tarafından sinema filmlerin kullanılan üslup ve sanatını evrensel düzeye taşıyan yapı hakkında yaptığım incelemenin ilk kısmına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu yazımda ise konuyu daha detaylı aktararak Nuri Bilge Ceylan’ın Türk sinemasına katkılarına değineceğim. Sinemaseverler arasında ünlü yönetmen Ceylan’ı tanımayan yoktur ancak ismini ilk kez duyanlar için onun filmlerine ilgi uyandıracak bir yazı olacağı kanaatindeyim. Keyifle okumanızı temenni ederim.

İlk yazıyı okumak için tıklayınız

Nuri Bilge Ceylan Sinemasının Yapısı

Nuri Bilge Ceylan, ilk uzun filmi Kasaba’dan itibaren durağan ve suskun (daha doğru bir ifadeyle diyalogsuz ya da az diyaloglu) bir yaşamın portresini çizer. Gündelik yaşamın sıkıcılığı ve monotonluğu insanların yüzlerine yansır, karakterler genelde ifadesizdir. Ceylan filmleriyle kahramanlarını taşradan büyük şehre taşır ama suskunluk/diyalogsuzluk, monotonluk ve (bu kez büyükşehirde) yabancılaşma devam eder. Birkaç tanıdık kent işareti dışında büyükşehri hatırlatan görüntüler karşımıza çıkmaz. Ceylan’ın filmleri somut olaylardan çok insanların ruh haline odaklanan, olaydan çok atmosferi anlatmayı tercih eden, diyaloğun az olduğu, varsa da gönülsüz konuşmalardan ibaret, karanlık filmlerdir. (1) Nuri Bilge sinemasının yapısı, yaşamdaki iyi-kötü, doğru-yanlış veya güzel-çirkin diyalektiğinin yansıması gibidir. Ağırlıklı olan kötü, yanlış ve çirkin olandır ve Nuri Bilge sinemasının estetiği bunları vurgular niteliktedir. Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) filmi ise bir cinayet vakasının çözümlenmesi esnasında tüm ana karakterlerin erkek olduğu farklı meslek gruplarından (asker, polis, savcı, doktor, kâtip vb.) kişilerin davranışlarını referans alarak bir cinayetin çözümlenmesi sürecinde onların vücut verdiği Anadolu imgesinin fotoğrafını çekmektedir. Nuri Bilge’nin Anadolu’su ne geçmişte yaşamış şair, âlim, derviş, ozanların yüzyıllardır birlikte ördükleri geleneksel Türk-İslam medeniyetinin ne de ondan önce varlık göstermiş Bizans-Rum medeniyetinin ne de çok önceleri yaşamış arkaik kültürlerin Anadolu’sudur.

Nuri Bilge Ceylan – İklimler filminden bir kare

O’nun Anadolu’su bu kadim gerçekliğin günümüzde modernize şekilde deforme edilmiş halidir. Bürokrasi, güç ve otorite mücadelesi, kadın-erkek çatışması, geçim sıkıntısı, cinayet, atalet ve çağ dışılığın, adaletsizlik ve çıkar ilişkilerinin ucuz hesaplarla gerçeklik kazandığı modern bir Anadolu’dur. Bugünün Anadolu’su daha doğrusu çok kimlikli ve çok kültürlü küresel ve post modern bir Anadolu’dur. Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki Anadolu anlatısının post modern ve ulus ötesi karakter sergileyen bir yapı olma özelliği dikkat çekmektedir. Doktor ve savcı gibi meslekleri icra edenlerin bu filmde kentsoyluluğu ve entelektüel düşünceyi temsil ettikleri ve daha çok kendi aralarında paylaşımda bulundukları ifade edilmektedir. Bunun yanında otopsi memuru, polis ve hizmetliler ise daha çok tepkisel şekilde hareket eden bir karakter yapısı içinde yereli temsil ettikleri vurgulanmaktadır. Bu tartışmada kent soylu insanların daha içten pazarlıklı, melankolik ve karmaşık düşüncelere sahip kişiler olarak ön plana çıkarıldıkları üzerinde durulmaktadır. Özellikle doktor karakterinin komünal özellik gösteren bölge için bir “yabancı” olduğu ve bu sebeple “hiçlikci” davranışlar sergileyen birisi olduğu yönünde fikirler yönetmen tarafından vurgulanmaktadır. Bunun yanında insanların ölümü, doğrudan veya metaforik olarak sürekli çağrıştırır şekilde yaşamaları ve bunun somut örneklerini ortaya koymaları yönetmenin altını çizdiği bir diğer husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Filmin merkezindeki cinayet meselesi, savcı ile doktorun ölümden konuşmaları, muhtarın morg sahnesi, polisin hasta çocuğuna ilaç yazdırması türünden tüm bu örnekler, Anadolu fikrinin hayattan çok ölümle kaynaşmış olduğunu göstermektedir. Ayrıca çocukların, gençlerin ve de kadınların egemenler tarafından görünmez kılındığı fikri de ölüm bağlamında işlenmektedir. Bu anlamda Nuri Bilge’nin Anadolu’su erkek egemen söylemin kadınlara ve çocuklara yaşam hakkı tanımayan bir gerçeklik sunmaktadır.

Nuri Bilge Ceylan sinemasının mekân ile kurduğu ulus ötesi ilişkiyi İklimler filmi üzerinden inceleyecek olursak ünlü yönetmenin bu filmde kadın bedenini mekânlar sürekli değişe de ataerkil bir sınırsızlığa hapsettiğini görebiliriz. Kendi yarattığı erkeksi dünyaya kadını bağımlı kıldığını savunmakta ve bunu da agorafobi 3 kavramıyla açıklamaktadır. Mayıs Sıkıntısı ve Kasaba’nın da erkek egemen mekânlarda geçtiğini gözlemlemekteyiz. Ceylan’ın Anadolu’sunun geleneksel erkek egemenliğinin mekânı olarak temsil gördüğünü düşünebiliriz. İklimler’in erkeği İsa, kadını eşya olarak gören bir bakış açısına sahip olmakla geleneksel ve kent kurnazlığında biri olarak resmediliyorken Bahar ise, evle ilişkisi olmayan hem saf-masum bir Anadolu kadınını hem de kentli bir feministi canlandırmaktadır. Çünkü filmin sonunda Bahar, İsa’yı reddederek ona direnç göstermiştir. Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki karakterlerin neredeyse tamamının erkeklerden oluştuğu kadınların kısmen veya pasif durumda konumlandığı görülmektedir. Bu durum Anadolu’yu erkek egemen bir söylemin parçası kılmaktadır. Bunu da hem geleneksel hem de kentli karakterler üzerinden gerçekleştirmektedir. Nur Bilge’nin Anadolu’su içinde hem kadını (muhtarın kızı) ve çocukları (mahkûmun çocuğu) baskılayan hem erkekler arası bürokratik güç yarışlarının hem de kentli-yerel çatışmasının yaşandığı modern/post modern sosyolojik bir coğrafyadır. (2)

Cannes film festivalinden devasa bir ödülle ve yarattığı biraz hüzün uyandıran ama herkesi gururlandıran Yılmaz Güney nostaljisi ile dönen Nuri Bilge Ceylan, dünya sinemasının tartışmasız en büyük yönetmenlerinden biri artık. Sol yumruğunu havaya kaldırıp tesadüfi yarattığı Yılmaz Güney nostaljisini de keyifle üstlenen Nuri Bilge Ceylan kendi sinema dilini Yılmaz Güney sinemasının yaptığı gibi tüm kültürlerin anlayabileceği global alana getirmiş durumda. Tamamen yerelden hareketle tümüyle global bir sinema dili bu dil.

Nuri Bilge Ceylan’ın yarattığı bu yeni sinema deneyimi, sinema severler için öylesine keyifli bir deneyim ki, Türkiye sinemaseverleri dünya klasik edebiyatı ve felsefesinin, Cehov, Dostoyevski ve Shakespeare’lerin Türkiye kültürü ile harmanlanışını zevkle izliyor.

“Kış Uykusu” eşi Ebru Ceylan ile beraber kotardıkları güçlü senaryosu ile de öne çıkan bir film. Türkiye toplumunun tüm sosyal katmanlarına yarattığı özgün karakterleri ile derin bir sosyolojik ve psikanalitik bakış sağlayan film, bu sosyal katmanlar, “toplumsal sınıflar” arasındaki ilişkiler ve çatışmalara odaklanıyor. Zenginin fakirliğe kader, fakirin fakirliğine adaletsizlik dediği Anadolu coğrafyasından, Anadolu’nun küçük bir köyünden, akılda kalıcı bir kesit sunuyor film. (3)

Nuri Bilge Ceylan ve Eşi Ebru Ceylan

Nuri Bilge Ceylan’ın Sinemaya Katkıları

Nuri Bilge Ceylan özellikle Cannes Film Festivali’nde aldığı ödüller başta olmak üzere otuzdan fazla festivalde 8 filmi ile 83 defa ödül kazanmıştır. Türk sinemasını dünyaya tanıtmış, kaliteli yapımları ve sıra dışı tarzı ile uluslararası arenada Türk sinemasına artı değer kazandırmıştır. Bir Zamanlar Anadolu’da filminin Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nü kazanmasının ardından bir sürü Türk ve Amerikalı eleştirmenler O’nun hakkında övgü dolu yazılar ve haberler yazmışlardır. Bir Türk filminin Amerika’da videoda piyasaya sürülmesi çok nadir bir olayken Bir Zamanlar Anadolu’da filminin Amerika’da Blu-Ray’de çıkan ilk Türk filmi olması ülkemiz sinema endüstrisinin itibarı açısından çok iyi bir gelişmedir. (4)

Nuri Bilge Ceylan usta bir yönetmen olmasının yanı sıra profesyonel bir fotoğrafçı olduğu için filmlerindeki tüm sahnelerin her bir karesini sanatsal fotoğraf gibi düşünerek çekmiştir. Yönettiği filmlerdeki kamera konumları (çekim açıları), renkler ve kişilerin konumlandırılması bile sanki bir film sahnesi değil de tek bir fotoğraf karesi olacakmışçasına ustalıkla tasarlanmıştır. Bu da diğer görüntü yönetmenlerinin ufkunu genişletecek bir çalışmaya dönüşmüştür. İzleyiciye ise film boyunca görsel şölen sunmaktadır. Fotoğrafçılık bilgisinin bir yönetmene sinemasal anlatım açısından ne büyük bir katkı sağladığını filmleriyle gösteren Nuri Bilge Ceylan, anlatım açısından sinema fotoğraftan daha güçlü olsa da fotoğrafla uğraşırken öğrenilen teknik bilgilerin sinemaya adaptasyonu ve görüntüleri daha estetik hale getirmeyi kolaylaştırdığını bize çalışmalarıyla açıklamaktadır.

Nuri Bilge Ceylan’ın Aldığı Ödüller

Koza adlı kısa filmiyle, Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. 1997’de çektiği ilk uzun metrajlı filmi olan Kasaba başta Berlin Uluslararası Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterildi. 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı, Berlin Uluslararası Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterildi.

Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

Ceylan’ın 4. uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan’ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı.

2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı.

64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

Yönetmenliğini yaptığı Kış Uykusu, 2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görüldü. Böylece Yılmaz Güney’in Yol filminin ardından ikinci kez bir Türk filmi bu ödülü kazanmış oldu. (5)

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
13.7988
13.7740
EUR
EUR
15.5783
15.5503
GBP
GBP
18.3170
18.2220
CHF
CHF
15.0014
14.9057
SAR
SAR
3.6782
3.6716
JPY
JPY
12.2205
12.1401
RUB
RUB
0.1882
0.1858
CNY
CNY
2.1768
2.1487

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency