Skip to content
polisonlar-aliskin-degil-icisleri-bakanligi-ahmet-onur-gungor-sosyal-cene

Polis Haftası: Onlar Alışkın Değil!

10 Nisan tarihi Türkiye’de polis teşkilatının kuruluş yıldönümü münasebetiyle polis haftasının başlangıcı olarak kutlanıyor. 2021 itibarıyla 176. yaşını kutlayan emniyet teşkilatı, ülkemizin en köklü ve saygıdeğer kurumlarından bir tanesidir. Polislerimiz, büyük küçük fark etmeksizin herkes tarafından sevilir ve gittikleri yerlerde saygıyla karşılanırlar. Özellikle her çocuk için polis, itfaiyeci, doktor ve öğretmen gibi mesleklerden birisini yapabilmek hayaldir. Bu grupların toplum için çalıştığının farkında olan çocuklarımız, kahramanlık ünvanını yalnızca onlara verirler. Bu, haksız veya abartılı bir yakıştırma değildir. Polislerimiz, itfaiyecilerimiz, doktorlarımız, cerrahlarımız, öğretmenlerimiz ve günlük hayatımızı düzene sokmak için çalışan diğer birçok meslek grubu, bizim için sayısız fedakarlıkta bulunurlar. Ne var ki bu insanlara yapılan süperkahraman benzetmeleri, onların hayatlarını kolaylaştırmak adına hiçbir işe yaramamaktadır.

Herkes yukarıda bahsettiğim hizmet meslek gruplarının önemini ve yaptıkları işin zorluğunu kabul edecektir. Yaptıkları işi siyasetten ve gelip geçici polemiklerden ayrı tutmak koşuluyla bu insanlar, hayatlarımızın vazgeçilmezleridir. Bizim onlar için yaptığımız en büyük şey ise televizyonlarda ve okul kitaplarında övgüler dizmektir. Bu insanların psikolojik durumlarını, aile hayatlarını, sosyal yaşantılarını ve travmalarını hiçbirimiz asla düşünmeyiz. İtfaiyecilerimizin büyük bir cesaret ile alevlerin arasına dalmalarını hepimiz alkışlarız ama aynı itfaiye erinin görmesi muhtemel kâbuslarla ilgilenmeyiz. Polislerimizin girdikleri çatışmalarda gösterdikleri özveriyi takdir ederiz ama o kaos ortamının yaratacağı paranoyayı umursamayız. Öğretmenlerimizin bizim çocuklarımız için sarf ettikleri enerjiye hayran kalırız ama kendi çocuklarına ne kaldığına bakmayız. İşte tam olarak bu yüzden ülkemizde bu meslek grupları çalışma koşullarından memnun değildir.

İnsanların istedikleri para, maaş zammı ya da daha fazla tatil günü değildir. Her gün cinayetlerle uğraşan bir polis memuruna istediğiniz kadar izin günü verin, o insan ailesiyle gülerek vakit geçiremeyecektir. Kan donduran hikayeler ile haşir neşir olmuş polislerimiz ve kendi varlıklarından ödün vererek mesleklerini icra eden diğer hizmet gruplarımız elbette daha fazlasını hak etmektedir.

Söz ettiğim bu sorunların oldukça basit çözümleri bulunmaktadır. Örneğin, İçişleri Bakanlığımız polisler için ücretsiz psikolojik destek ve aile danışmanlığı hizmetleri verebilir. Emniyet mensuplarının işlerinin getirdiği ruhsal yükün ailelerine ve çocuklarına yansımaması için bu destek verilmelidir. Mesleki travmaları olan anne-babalar ile büyüyen bir nesil, başarıya ulaşmakta oldukça güçlük çekecektir. Aynı şekilde itfaiyecilerimize, öğretmenlerimize, cerrahlarımıza, doktorlarımıza ve diğer kamu personelimize yaptıkları işin ağırlığına oranla psikolojik ve manevi destek verilebilir. Psikoloji, yalnızca psikolog desteği olarak değerlendirilmemelidir. Felsefi ve dini inançlar da ruh sağlığımızın korunmasında oldukça büyük önem taşımaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, azınlık temsilcilikleri ve ülkemizdeki diğer resmi din otoriteleri ile de bu anlamda iş birliği yapılmalıdır. “Onlar alışkın” söylemi bir kenara bırakılarak polislerin, gassalların ve askerlerin de birer insan olduğu gerçeği kabul edilmelidir.

Nüfus müdürlüklerimize yeni duvar kaplamaları ve sandalyeler almak yerine halihazırda birçoğu ciddi psikolojik sorunlar yaşayan bu insanlara destek olunmalıdır. Devlet kurumlarımızın sahip olduğu lojmanlara benzer yapılarda tatil köyleri oluşturularak bahsettiğim personelin aileleri ile birlikte buralarda ücretsiz tatiller yapmaları sağlanmalıdır. Bu insanların doğa ile iç içe olmaları, toprakla uğraşmaları ve aileleri ile işten uzak vakit geçirmeleri temin edilmelidir. Köylerimizde geçirilen bir iki haftalık tatiller ruhlarımızı dinlendirmez. Akıllarında işleri dönüp duran insanlar bedenen de dinlenemez. Ruhu ve bedeni yorgun olan insanlar da önce ailelerine sonra da yaşadıkları topluma yabancılaşırlar.

Bizim ülkemizin en büyük sorunu insanı insan olarak kabul edip değer vermekle ilgilidir. Hepimiz sanıyoruz ki polisler ceset görmek için doğmuş, cerrahlar ameliyat yapmak için yaratılmış, öğretmenler bütün gün çocuklarımıza gülümsemek için eğitim almış. Arkaplanda bu insanların yaşadıkları bunalımlar ve ailelerine yansıyan yorgunluk ile ilgilenmediğimiz sürece ne hizmet kalitesi artacaktır ne de toplumsal ruh sağlımız korunabilecektir.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency