Skip to content

Sosyal Medyanın Birey ve Toplum Üzerindeki Etkisi

akilli-telefonlarin-olumsuz-etkileri

İletişim araçları, büyüyüp gelişerek hayatımızdaki önemini ciddi ölçüde arttırdı. Günümüzde akıllı telefonların sınırsız iletişim imkanları sunması, geleneksel medyayı (televizyon, gazete, dergi vb.) neredeyse bitirme noktasına getirdi. Zira elimizin altında bulunan aygıtlar, konfor alanımızın dışına çıkmadan, fiili hiçbir zahmette bulunmadan her şeye ulaşabilme muktedirliğini bize bahşetti diyebiliriz.

Bireyin niteliğine ve amacına göre; kimimiz bilgi almak amaçlı, kimimiz gündemi ve haberleri takip etmek maksatlı, kimimiz de sadece eğlenmek içgüdüsüyle aktif olarak farklı mecraları kullanıyor, takip ediyoruz. Birçoğumuz henüz farkında olmasa da elimizin altında bir dünya bulunduruyoruz. Oturduğumuz yerden tek bir tuşla yalnızca bulunduğumuz coğrafyada değil, dünya üzerindeki her ülke hakkında bilgi sahibi oluyor, orada neler olup bittiğine tanıklık edebiliyoruz. Bilgiye bu denli kolay ulaşılabilen bir ortamda ise haliyle birtakım kimseler tarafından saklanılması istenilen hususların gizliliği de tehlike altına girebiliyor. Çünkü neredeyse herkes her şeye vakıf, birçok eylem-söylemlerden haberdar durumda.

Sosyal medya platformlarının hayatımızı ele geçirmesiyle birlikte özel hayat diye bir şeyin kalmadığını söyleyebiliriz. Evvel zamanlarda mahrem sayılan lakin günümüz dünyasında birçok insanın buna önem vermemesinden dolayı gördüğümüzde garipsediğimiz, hatta başkaları adına hicap duyduğumuz paylaşımlarla gündelik hayatımızda karşı karşıya kalmaktayız.

Toplum dinamiklerini ve geleneklerini kendi ellerimizle, gayet keyifli bir şekilde nasıl alt-üst ettiğimizin farkına varmamız, görünen o ki hayli zaman alacak. Çok değil takribi 8-10 yıl evveline kadar Türkiye’de gençlerin mesleki hayalleri, idealleri ve hedefleri vardı. Küçük bir kesim ise dizi ve film oyuncularının hayatlarına özenir, onları rol model alırdı. Bugün geldiğimiz noktada, üniversite okumanın gereksiz olduğu, meslek sahibi olmanın pek bir işe yaramadığını dile getiren gençler toplumda azımsanmayacak kadar fazla. Önceleri özenilen o dizi oyuncularının yerini, günümüzde sosyal medya fenomenleri almış durumda. Z kuşağı diye nitelendirdiğimiz çocukların büyük bir kısmının bugünkü hedefi, Youtuber, Influencer, Blogger olmak. Kullandıkları platformlarda takipçi arttırıp, bir popülariteye kavuşmak. Fazla emek sarf etmeden, kolay para kazanmak… Bize hâddinden fazla masum gelen bu platformların, çocukların kişilik yapılanmalarına negatif katkı sağladığını unutmamakta fayda görüyorum.

Temiz dimağlarını ve sınırsız olan hayal dünyalarını bu aygıtlar ve sosyal ağlarla sınırlandırmak, onların gelecekleriyle bir nevi kumar oynamak demektir. Bu tip konularda geç kalınan her teşhis ve müdahalenin, sonrası için gerek çevresel gerekse bireysel büyük sarsıntılar ve sıkıntılar doğuracağını sizlerin de tahmin edebileceğini düşünüyorum.

Tabii çocukları ve gençleri konu alsak da aynı hataya yetişkin bireylerin de düştüğü gözden kaçmıyor. Sosyal medya ütopyasının o renkli illüzyonuna bizler de kendimizi kaptırıyoruz. Bu bağımlılığın ruhumuzda ve zihnimizde yarattığı tahribat neticesinde hissettiğimiz duygular realitesini kaybetmiş durumda. Öyle ki arkadaşlıklar sanallaşmış, aile bağlarının kuvveti Facebook’ta alınan etkileşimlerle bir paydaya indirgenmiş. Birisine kızıp tepki göstereceksek bunu o kişiyle iletişim kurup, konuşmak yerine artık Instagram’da takibi bırakarak yapıyoruz. Aynı evin içerisinde olmamıza rağmen aile üyelerimizle sohbet etmeyi, vakit geçirmeyi bırakın, yüzlerine dahi neredeyse bakmıyoruz. Evin içerisinde her birey telefonunu alıp bir köşeye çekilerek bir uygulamadan çıkıp, ötekinde vakit geçiyor. Bu tekdüze yaşamın, zaman geçtikçe bireyi depresyon ve melankoliye sürüklemesi kaçınılmazdır. Maalesef bu girdaba o kadar kapılmışız ki ilişkilerimizin kalitesi bile yok olup gitmiş. Ne acı bir durum oysaki!

William Shakespeare’in sevdiğim sözlerinden birisi de şudur: “En tatlı balın dahi fazlası insana bıkkınlık verir.”

Elbette sosyal medya kullanılmasın demiyorum, diyemem de zaten. Aksine insanın buna da ihtiyacı olduğunu savunanlardanım. Zira günün stresini atmak için gündemi takip edip, dışarıdaki kaostan sıyrılıp, çevremizdeki olumsuzlukları bir süre görmezden gelmek adına birtakım platformlara kaçıp, kafa dağıtmak elbette önemli. Burada dikkat çekmeye çalıştığım kısım bunu bağımlılık haline getirmeden, usulüyle yapabilmektir.
Bir şeyleri değiştirmek hala insanın kendi elindedir. Hiçbir şey için de geç değil. En azından şimdilik…

Share on whatsapp
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.