Skip to content
12-eylul-1980-askeri-darbesinin-sosyal-sonuclari-kenan-evren-sosyal-cene-ahmet-onur-gungor

Sosyal Yaşantıya Darbe: 12 Eylül 1980

12 Eylül 1980 askeri darbesi; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı uzun yıllar boyunca derinden etkilemiştir. Darbenin toplumsal yaşantıya dokunan çeşitli boyutları, günümüzde de etkilerini hissettirmektedir. Askeri cuntanın 1983 yılına kadar devam etmiş olmasına karşın ülkenin sivil siyasete yeniden adapte olabilmesi neredeyse otuz yıllık bir sürece yayılmıştır. Akademik hayatın özgürlüğünü kaybetmesi, ülke genelinde etnik gerilimlerin yükselmesi, siyasi aktivitelerin uzun yıllar yeniden başlayamaması, 1990 gençliğinde görülen yüksek apolitiklik ve eğitimin milliyetçileşmesi gibi birçok başlıkta 1980 darbesinin etkilerini görmek mümkündür.

Akademik Özgürlük ve Etnik Köken Tartışmaları

Darbe sonraki süreçte sivil siyasete ve normal toplumsal yaşantıya dönüşte yaşanan bu gecikmenin ilk nedeni elbette anayasadır. 1982 Anayasası, siyaseti ve toplumsal yaşantıyı kuşatan darbe zihniyeti ile ülkemizi hala etkilemektedir. Bunun yansımalarından bir tanesi üniversitelerde ve akademik yaşantıda görülmüştür.

1982-anayasasi-kenan-evren-12-eylul-sosyal-cene

Özgürlükçü ve liberal bir anayasa olarak değerlendirilebilecek 1961 Anayasası koşullarında üniversiteler özerkliklerini koruyabiliyorlardı. Rektör seçimleri, üniversite senatolarının yetkileri, akademisyenlerin ve öğrencilerin özerklikleri gibi birçok unsur akademik özgürlüğü ve özgünlüğü koruyordu. 1980 darbesi sonrasında yazılan anayasada ise Yükseköğretim Kurulu (YÖK) adı altında bir denetleyici üst kuruluşa yer verilmesi, bahsettiğimiz özgürlüğü kısıtlayan en önemli unsurdur.

Rektörlerin atanması, üniversite programlarının, planlarının ve eğitiminin merkezden belirlenmesi, senatoların yetkilerinin kısıtlandırılması gibi birçok unsur, 1980 sonrasındaki süreçte Türk akademik hayatının yavanlaşmasına yol açmıştır. Hızla özgürlüğünü ve özgünlüğünü kaybeden akademik camia, siyaseti de etkilemiştir.

12-eylul-1980-turk-sosyal-hayati-uzerine-etkisi-sosyal-cene

Örneğin darbenin savunduğu doktrinler ile uyuşmayan hiçbir akademik fikir, siyasette ve toplumda kendine yer bulamamıştır. Bizans tarihi çalışmaları durmuş, Kürtçe, Yunanca ve Ermenice gibi diller üzerine yapılan çalışmalar ya yasaklanmış ya da bitmek durumunda kalmıştır. Bunun sonucunda ülke içerisinde derin bir akademik çöküntü ve toplum tabanında büyük bir cehalet meydana gelmiştir.

Darbe sonrasında cezaevlerinde yaşanan insanlık suçlarına, gerçekleşen ilk nüfus sayımında Kürtçe’nin varlığının reddedilmesi ve Kürt etnik kökeninin tanınmaması da eklenince Partiye Karkaren Kurdistane (PKK) adını verdiğimiz terör örgütüne yönelik sempati büyük ölçekte artmıştır. 1983 sonrasında sivil siyasetin, özellikle de Turgut Özal’ın, Kürt etnisitesine yönelik toplumsal barışı sağlamaya yönelik girişimleri yaşanmışsa da yeterli olmamıştır. 1980 ile alevlenen şiddet süreci, 1990’lı yıllarda zirveyi görerek devam etmiştir. Sivil siyaset, terör ve etnik ayrımcılık sorunları çözmede yeterli olamamıştır.

12 Eylül sonrasında Diyarbakır Cezaevi

Siyasi Parti ve Figürler

1980 askeri darbesi, sosyal ve siyasi alandaki etkisini yalnızca Kürt etnisitesi üzerinde yoğunlaştırmamıştır. Darbe sonrasında ülkedeki siyasi isimlerin hepsine siyaset yasakları getirilmesi, siyasi partilerin kapatılması, bütün dernek ve vakıfların feshedilmesi, 1980 öncesinde siyasetle ilişiği olan herkesin yargılanması ya da tutuklanması gibi birçok şey, ülkede apolitik bir neslin yetişmesine sebep olmuştur. 1982 Anayasa Referandumu sırasında gerçekleşen oy pusulası-zarf renkleri uygulaması ve Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı olması, halkın demokrasiye yönelik inancını neredeyse tamamen yok etmiştir.

Siyaset, bir bilim ve sanat olmaktan ziyade toplum nezdinde korkulan bir uğraşa dönüşmüştür. Dernekler, vakıflar, siyasi partiler ve aktivist gruplar günümüzde bile bu faktörden etkilenmektedir. Sivil toplum kuruluşlarına üyelikler oldukça düşük oranlarda kalmaktadır. Siyasi parti etkinlikleri ve siyasi akademik kuruluşlara ilgi uzun yıllar boyunca oluşamamıştır. Toplum, “siyaset” kelimesinden korkar hale gelmiştir. Öyle ki günümüzde bile varlığını koruyan gençleri siyasetten uzak tutma öğütleri, 1980 jenerasyonunun zihinlerine kazınmıştır. 1983 seçimlerinde askeri cunta son bulmuş olsa da siyasete yönelik algıda bıraktığı bu etki günümüzde bile varlığını sürdürmektedir.

siyasi-baski-apolitik-genclik-sosyal-cene

Bu etki sebebiyle darbe sonrası süreçte ve özellikle 1990’lı yıllarda yeni siyasetçilerin yetişme oranları çok düşük kalmıştır. Siyasi yasakların bitmesi ile Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Erdal İnönü ve Alparslan Türkeş gibi isimlerin yeniden aktif aktörler olarak siyasete dönmüş olmaları bahsedilen durumu kanıtlar niteliktedir.

Apolitik Gençlik ve Arabesk Kültür

1980 Askeri Darbesinin ilerleyen yıllarda bıraktığı en derin etki siyasi kültür alanında olmuştur. 1980 öncesinde oldukça aktif olan siyasi hayat, bir daha asla eskisi gibi olamamıştır. İşçi sendikaları, dernekler, vakıflar, siyasi parti örgütleri ve gençlik toplulukları, eski özgünlükleri, nitelikleri ve nicelikleri ile yeniden sosyal yaşantının bir parçası olamamıştır. Bu durumun üzerinde önceki bölümde bahsettiğimiz siyasi korkunun ve gençlik üzerinde oluşan apolitik akımın etkisi vardır.

1980 Askeri Darbesi, yalnızca siyasetçileri ve siyasi örgütleri değil sanat camiasını da vurmuştur. Sinema, televizyon, edebiyat ve popüler kültüre dayalı sanat grupları ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu etki, 2. Tanzimat sırasında görülen bunalıma benzer bir sanatsal yaklaşımı ortaya çıkarmıştır. Sanat eserleri, toplumsal meseleler ile ilgilenmeyi bırakmış ve bireyin iç dünyasına yönelik melankolik bir nitelik kazanmıştır. Arabesk kültürün ülkemizde hızla yaygınlaşmasının sebebi tam olarak budur.

turgut-ozal-anap-sivil-siyasete-gecis-sosyal-cene

Darbe sonrasında yaşanan toplumsal bunalım, kendini sanat yolu ile açığa vurmuştur. Fikirlerini açıkça ifade edemeyen gençlik, bir süre sonra bu fikirleri üretmeyi de bırakmıştır. Sivil siyasetin getirdiği özgürlük ve yeniden dünyaya entegre olma süreci ise arabeskin yerini pop kültürünün gelişimine bırakmıştır. Uzun yıllar siyasi baskı altında bulunan gençlik, baskının son bulmasının ardından siyasi meseleler ile ilgilenmemiştir. Aksine hedonizm ve eğlence düşkünlüğünde ciddi bir artış görülmüştür. Turgut Özal hükümetlerinin liberal yapısının da desteklediği bu yönelim, 2000’li yılların AK Parti iktidarlarına kadar sürmüştür. Toplumun yeniden politika ile ilgilenmeye başlaması ülkemizin yaklaşık otuz yılını almıştır.

Eğitim Politikaları Üzerindeki Milliyetçi ve Militarist Etki

1980 Askeri Darbesinin en belirgin etkilerinden bir tanesi de eğitim politikaları alanında görülmüştür. Tarih, sosyal bilgiler ve beden eğitimi gibi derslerin müfredatlarının yeniden düzenlendiği bu sürecin sonunda oldukça ilginç manzaralar ile karşılaşılmıştır. Milli güvenlik derslerinin içeriklerindeki değişim, asker öğretmenler, beden eğitimi ders programlarının militarist bakış açısı ile yeniden düzenlenmesi, Türk tarihi ve genel tarih derslerinin milliyetçi doktrinler ile ele alınması gibi birçok örneğin gösterilebileceği bu süreç günümüzde de devam etmektedir.

Darbe ile birlikte eğitim politikaları üzerine gelen bu etkinin kırılmasında sivil siyaset hiçbir zaman tam anlamıyla etkin olamamıştır. İlkokuldan itibaren okullarda görülmeye başlanan askeri disiplin ve sorgulamaya imkân vermeyen eğitim programları sebebiyle liberal bir okul ortamı ülkemizde hiçbir zaman kendine yer bulamamıştır. Üniversite seviyesinde hala zorunlu olarak Türk Dili ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinin okutuluyor olması ise söz konusu etkinin eğitim sistemimiz üzerinde bıraktığı diğer bir yaradır. Uluslararası öğrenciler için ciddi bir dezavantaj olan bu iki ders, Türk üniversitelerinin uluslararası tercih sıralamalarında geri düşmelerine sebep olmaktadır. İlkokuldan itibaren bu dersleri her yıl sıfırdan alan Türkiye vatandaşı öğrenciler için ise artık bir usanma ve umursamama davranışına sebep olunmaktadır. Abartılı ölçekte sunulan bu militarist ve milliyetçi bakış açısı temelli dersler hem eğitimin özgürlüğünü baltalamakta hem de verilen bilgilerin kıymetsizleşmesine yol açmaktadır.

1980 Askeri Darbesi, askeri cuntanın egemen olduğu ilk üç yıllık süreçte toplumsal yaşantıyı derinden etkilemiştir. 1983 yılında yönetimin sivil idareye devredilmesinden sonra ise yine de pek bir değişiklik olmamıştır. Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı olması, 1982 Anayasası, emekli askerlerin sivil makamlarda bulunmaya devam etmesi, darbenin yarattığı sosyolojik ve psikolojik etki ile sivil siyasetin tam anlamıyla yönetimi ele alması mümkün olmamıştır. Darbenin yol açtığı bunalım ve toplumsal etkiler ise ancak 2000’li yıllarda silinmeye başlamıştır.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency