Skip to content
dr-eylem-ozcimen-yazi-papatya-cayi-sosyal-cene

Tek Çare Papatya Çayı

Günler günleri kovalıyor: Gidilen dönülen yerler, her gün işe gitmek için aşılması gereken trafik, ödenmesi gereken faturalar, hazırlanılan iş dökümleri, planlar ve hayaller… Birden her şey durdu havada iyi gitmeyen bir şeylerin kokusu vardı.  

Zaman sanki tam da bilemediğimiz bir noktada bir ip gibi gerilerek geri çekildi. Kapitalizm hepimizin suyunu çıkartıp tortularımızı gece yataklarımıza bırakırken Covid-19 hastalığı sahneyi aldı. Bu gizemli ve sarsıcı hastalık çok fazla can alırken bunun dünyanın iki devinden Çin’de başlayıp Amerika ve diğer büyük ülkelerde daha fazla etkisini gösterip Hindistan gibi daha gariban ülkelerde daha az olması çok manidar. İlk günlerden itibaren birden farkında olarak ya da olmayarak yeni dünya düzenine geçtik. Daha az ya da daha farklı yöntemlerle çalıştığımız evlerimizin ofislere döndüğü bu sistemde görünen o ki doğal seleksiyon işliyor. Akıllı olan ve yeni düzene uyum sağlayanlar ayakta kalırken üretemeyen ya da üretenlerin kurallarına göre yaşayanlar daha zor yaşayacak ya da yaşayamayacak. Ya yeni üretim şekillerine ve tekno-üretim çağına hızlı uyum sağlarız ya da ölürüz. Hızlıca bunları düşünüp durmadan yazılara bakıp herkes gibi ön görüler oluşturmaya başlamıştı zihnim. Herkes gibi zaman-mekân algımın değiştiğini sokaktaki hayatı unutup evimde üretim yaptığım alanı güçlendirmeye çalışırken süreci hepimiz gibi bazen sakin bazen öfkeyle karşıladım. Kanatlarımı silip derhal mağarama dönüyordum, çoğu zaman hayatta kalışı destekleyen ‘şiirsel farkındalığım’ ufaktan zayıflamaya başlamış onu da görüyordum. Mesela arkadaşım hatırlatmadan semtimdeki sokak hayvanları sokağa çıkma yasakları sırasında ne yapacaklar diye düşünmüyordum ya da yurt dışında daha tehlikeli bölgelerde virüslü hayatta ayakta kalmaya çalışan arkadaşlarımı bir süre sonra fark edebildim. Sonra ufaktan bir kendi iyiliğime dönüş yaşadım şu an arada öğlen yemeğine gelen martılarım var yoğun iş tempomdan dolayı sevdiklerime özensizleştiğimi arkadaşlarımı hayat arbedesinden aramadığımı fark ettim ki böyle hisseden bir tek ben değilim sanırım. Sadece kendi çemberimizde kaybolup gitmiyor muyduk? Çemberimizin dışında kalanları umursamamız gerektiği herkes kötü ise kötü olmayı seçmemiz zihinlerimize dünyanın efendisi bay kapitalizm tarafından ekilmemiş miydi çoktan. Hepimiz dövüş kulübü filmindeki gibi ‘aynı lacivertin pislikleri’ değil miydik?

Bu gizemli virüs çok insanı aramızdan aldı fakat kocaman bir ders de verdi. Hepimizin zihinleri oldukça allak bullak ve zihinsel karmaşamızdan dolayı karşı çıktığımız birçok şeyi az ya da çok yapıyoruz. Çünkü para sistemi bizleri hayatta kalmanın en büyük yaşam nedeni olduğuna ve hepimizin survivorlar olduğuna çoktan inandırdı. Başarılı ve idealist olmayı artık iyi bir insan olmaya tercih etmemiz bekleniyor. Evet çok insan öldü ama neden öldükleri arasında birbirine bağlı zinciri birazcık merak sahibiysek çözebiliriz. Yapacağımız işleri ertelemek yerine yazacağımız, çekeceğimiz üreteceğimiz her ne ise ona yönelebiliriz. Kendimiz olmak için eksik bırakılmış yanlarımızla yüzleşebiliriz.

Tembel bir şekilde olayların bitmesini beklemek ya da üretmeye ve umutlu kalmaya devam etmeye çalışmak arasındaki ince noktadayız. Belki de en büyük meydan okuma hayata umutla ve bilgiyle bakmaya devam etmek ve üretmektir. Korona günlükleri değil sadece görmemiz gereken ve olan şu ki hayatımızın kozasında insanlık olarak yaptığımız bir takım insanlık kötülüklerinden dolayı bekletiliyoruz. Bu biyolojik bir yeni dünya savaşı ve ancak yeniden eskiye döndüğümüzde kozamızdan çıkıp değişmemizle her şey değişecek. Çünkü Wuhan’da bir duvarda yazdığı gibi: “Eskiye dönmek istemiyoruz çünkü o eski hepimiz için pek de iyi değildi.”

Şimdi odama bakıyorum her gün sosyal medyada var olan günlük görsel yarışmaların içinde sanki hayatlarımızı sergiler gibi yaşarken şimdi en azından haber sitelerinde ya da canlı yayınlarda daha çok vakit geçirir olduk, sağlıklı yaşamanın en büyük unsuru stresten daha uzaktayız ve en sevindiğim de şu yunus haberleri oldu. Londra’da sokaklarda dolaşan orman hayvanları, Avustralya yakınlarında sokaklardaki kangurulardan sonra semtimin çok yakınındaki denizde yunuslar deniz kıyısında oyunlar oynuyormuş. Resmen burnumu haberin olduğu sayfaya cep telefonuma yapıştırdım neredeyse oraya ışınlanıp sokağa çıkma yasağına rağmen yunusları alınlarından insanlık adına öpecektim. Sonuç olarak hayvanlara verilen hakların gasp edilmesinin, hayvan pazarlarında satılan yarasa etlerinin virüsün başlangıcına olan etkisi ile para sistemlerinin hayatımızdaki baskınlığı arasındaki korelasyonu gözden kaçırmamakta fayda var. Yaşanan biyolojik bir savaş ve dediğim gibi doğal seleksiyon sadece aklımızı kullanıp kullanmamızla ilgili ortaya çıkacak ve üzerinden atlanarak geçilen iyilik dileğim o ki hayatta kalabilmek için kocaman bir süper kahramanlık etkisi olacak.

Bunları diliyorum ve bugün 23 Nisan bunları yazarken ve aynı çocukluk manisi gibi “Bugün 23 Nisan ve pek de neşe dolamıyor insan.”

Yine de ufacık da olsa iyilik adına kıpırdanmalar hissediyorum. Ufaktan soğukluğundan kalbinizin üşüdüğü arkadaşlarınız size de aniden telefon açmış olabilir ya da hava kirliliği bu azıcık da olsa artan iyilik rüzgarının kapitalizminin yeterince iş başında olamamasından dolayı azalmış olabilir. Fakat bu kapitalizmin pençelerini temizleyip ilk fırsatta daha da büyük öçler almayacağı anlamına gelmiyor. Örneğin Amerika’da herkesin sağlık sigortası olamadığından hastaneler de parası olmayan insanların tedavi şansı yok…
Bunları sıklıkla düşünüyorum günlük iş koşuşturmaları ve günlük işlerden sonra pencereyi açıp göğe bakıyorum. “Ne çok bahar olmayan baharlar gördüm” diyordu şair bu da geçecek diyorum ve umarım geçecek. Kanatlarımı altıma alıp uyumak istiyorum. Belki de tek çare yenilenen kozamın penceresinden çıkmayı beklerken sakince bir çay içmek ve üretmeye devam etmektir. Tek çare papatya çayıdır.
Keşke virüs yerine insanlığa sevgi, bilgi ve merhamet bulaşsa. Belki o zaman kozamızdan çıkıp yeniden kelebeğe dönüştüğümüzde daha iyi bir gökyüzümüz olurdu.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.2159
9.1993
EUR
EUR
10.6978
10.6785
GBP
GBP
12.6729
12.6071
CHF
CHF
10.0033
9.9394
SAR
SAR
2.4571
2.4526
JPY
JPY
8.0861
8.0330
RUB
RUB
0.1301
0.1284
CNY
CNY
1.4410
1.4224

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency