Skip to content
truman-show-film-analizi-elestiri-sosyal-cene

Truman Show: Birçok Açıdan Kritik Bir Film

Truman Show yakın bir perspektifte Jean Baudrillard’ın Simülasyon Kuramı ile ilişkilendirilebilmektedir. Yaşam algımızı, performans boyutundan izleyici boyutuna çevirebilme noktasında farkındalık aşılamayı amaçlayan film, Baudrillard’ın “Bize sunulan bir dünyada yaşıyoruz” görüşünden esinlenmektedir. 1998 yılında gösterime giren film, Simülasyon Kuramı neticesinde yirminci yüzyılın ikinci yarısına doğru insanlığın etrafını saran medyanın aslında insanları bir simülasyona sürüklediğini ve hipergerçekliğin, gerçeklik formasyonunda vücut bulduğunu savunan, Baurilland’ın kıymetli fikirlerini açıklama bağlamında da oldukça önemli bir yapıttır. Truman; filmdeki bir sahnede babası ile sarılınca izleyiciler de birbiriyle sarılmakta, Truman gülünce onlar da gülmektedir. Kısacası aralıksız yirmi dört saat canlı yayın süresince izleyiciler de Truman’la yatıp onunla kalkmaktadır. Truman’ın yaşadığı sahte dünya onun için bir simülasyon olsa da izleyiciler de bunun farkındalığına rağmen onunla aynı simülasyonu kendi hayatlarında yaşamaktadır. Öyle ki Truman bu durumu fark ettiğinde kurtuluşa, simülasyonda her şey tıkırında işliyormuş gibi rol yaparak herkes uyuduğu bir vakitte kaçma yoluyla ermektedir. Lakin kaçtığı dünya da bir başka simülasyonun parçasından başka bir şey değildir.

Karakter özümsemesinin oldukça sağlam yapıldığını düşündüğüm filmde Christ-of (yaratıcı) ve Tru-man (gerçek insan) arasındaki bağı Adem ve Tanrı tasviriyle ilişkilendirmek mümkündür. Christof’un savunmasına göre kendi yarattığı sözde dünya daha güvenli ve iyimserdir çünkü stüdyoyu terk eden Truman’ın karşılaşacağı dünya, ona yalan bir hayat sunan, hak ve özgürlüklerini hiçe sayarak beş bin kamerayla 7/24 çekim yaparak canlı yayına aktaran yapım şirketine hiçbir tepki göstermeyen, sırf bu şovu izlemek için Truman’ı gerçekte gördüklerinde hiçbir şey yokmuş gibi davranan ikiyüzlü insanlar popülasyonunun bir parçasıdır.

Truman Show filmini, sosyo-kültürel ve felsefi kazanımlar çerçevesinde değerlendirdiğimde son derece izlemeye değer bir başyapıt olduğunu söyleyebilirim.

Filmde İşlenen Temalar

Filmin ana teması; varlık, etik ve bilgi felsefesi temelleri dahilinde öz bilinç kavramının usavurulmasıdır.

Öz bilinç insanın; doğaya, insana ve kendine dair farkındalığı durumudur. Bu farkındalık ancak düşünebilme eylemi ile kazanılır ve insanın düşünebilmesi; bilgiye sahip olabilmek için eyleme geçmesini, hakikat kavramını öz bilinç süzgecinden geçirip kapasitesini arttırabilmesine yol açmaktadır. Öyle ki Truman’ın film içerisinde öz bilincini kazanımı bilgi felsefesi ilke ve kavramları dahilinde olmuştur. Truman, bilgi felsefesinin ana kavramlarından, doğruluk ve gerçekliğin ölçütsel ayrımını yaparak entüisyonist bir tavır takınmıştır ve bu sezgileriyle bilgiye ulaşma ve öze dönme arayışı Truman’ı doğduğu şovun dayatılmış doğrularından onu izleyen dünyanın gerçekliğine taşımıştır.

Doğruluk, yargılarımızın dış dünya ile örtüşmesi durumudur. Gerçeklik ise özneden bağımsızdır. Film içerisinde Truman’dan bağımsız bir Truman, o düşünmese de vardır.



Etik ilkeleri dahilinde ana tema ise ciddi bir medya eleştirisidir. İstenmeyen bir gebelik sonucu doğan altı çocuktan biri olan Truman için tarihte bir ilk olarak Seahaven isimli sahte bir set organize edilmiştir. Şov programının yapımcısı Christof tarafından kurulan bu sahte set – sahte dünyada, Truman’ın yaşamı doğumundan itibaren canlı yayınla aralıksız olarak insanlara sunulmuştur. Herkes, Truman’ın özel hayatının gözler önüne bu kadar çıplak ve çarpıtılmış şekilde sunulmasının etik olarak yanlış bir tutum olduğunun bilincinde olsa da izlemeye devam etmiştir. Bu da sürü psikolojisi ve nefis hakimiyetine sağlam bir göndermedir.

Filmde savunması ağır basan temel durum ise medyanın temel hak ve hukuksal yükümlülükler dahilinde özgür olmasıdır. Truman Show’un başında, Truman’ın karısı rolündeki Meryl verdiği bir röportajda şunları dile getirmektedir: “Özel hayatla televizyon arasında hiçbir fark yok. Benim hayatım yine benim hayatım. Hayatım Truman Show. Truman Show bir yaşam biçimi, soylu bir yaşam.” Oysa ki medyayı hayatın odağı yapmak Truman gibi medyadan kaçmak isteyen insanları kendi hayatlarından uzaklaştırmaktır ve bunun psikolojik, sosyolojik getirileri tartışılamaz.

Filmde Truman’ın, yaşadığı Seaheaven isimli adanın bir set olduğunu fark ettiği an

Aynı zamanda medyanın bu kadar insan hayatına müdahil olmasının temel nedenleri arasında izleyici kitlesini ekrana bağlamak ve reyting yakalamak vardır. Yani insanları dikizlemek ile tatmin olan empati yoksunu ruhları doyurmaktır. Truman Show’da izleyiciler, yirmi dört saatlik canlı yayını nefesleri kesilmeksizin izlemektedir. Hepsi de Truman’ın kurtulma mücadelesini desteklemektedir. İnsan bu durum karşısında kendini şu soruyu sormaktan alıkoyamıyor: “Madem kurtulmasını diliyorlar o halde neden sapık gibi izleyip bu hapishane hayatının yayınlanmasını istiyorlar?” Bu soruya dizide yaklaşık beş saniyelik bir kesitle cevap verilir. Truman kurtulduğu an izleyicilerden biri “Ee izleyecek başka ne var?” sorusuyla kanalı değiştirir. Önemli olan Truman değildir, önemli olan gözetlenen yaşamlardır. Film ve dizilerdeki temel popülaritenin sebebi, insanların yalana inanma arzusu ve kendi hayatlarından uzaklaşıp başka insanların problemlerine odaklama isteğidir. Özetle insanlar bencildir ve etik çerçevesinde bir doğruya inansalar da sundukları gerçeklik doğrunun tam aksidir. İşte bu çelişki silsilesi toplumların medeniyete ve uygarlığa ulaşamamasındaki ana kaideyi oluşturur. Kişinin ya da kişilerin en büyük düşmanı yine kendileridir.

Truman Show Filminin Ana Fikri Nedir?

Varlık felsefesi temelinde filmin sunmak istediği ana fikir, Platon’un mağara alegorisinden bir esinlenmedir.

Bu alegori temelinde, Truman’ın bunca yıldır yaşadığı hayatın bir şov olduğunu neden anlamadığı sorusu, şovun yapımcısı Christof’un verdiği şu cevapla açıklanabilir: “Dünyanın gerçekliğini, bize sunulan haliyle kabul ederiz. İşte bu kadar basit.”

Platon’un Mağara Alegorisi Truman Show Ölçeğinde Nasıl Karşımıza Çıkıyor?

Mağara alegorisinde çok az ışık gören bir mağara içerisinde duvarlara yüzü dönük şekilde bağlanmış bir insan topluluğundan bahsedilir. Bu insanlar yalnızca doğruyu ve maddeleri önlerindeki duvara düşen gölgeleriyle tanırlar, gerçeği aramazlar. Mağara alegorisine göre gerçeği aramayan iki varlık vardır: Bunlardan biri Christ-of yani Tanrı diğeriyse Tru-man, gerçek adam yani bilgisiz insanlardır. Mağaradaki bu insan topluluğu, Seahaven’da olduğu gibi dünyayı onlara sunulduğu şekliyle kabul ederler. Fakat bu kişilerden biri elindeki zinciri kırmak için çabalar. İşte bu kişiler de toplumdaki bilgi peşinde koşan insanlar yani filozoflardır. Bu kişinin yer üstüne çıkmasına izin verildiğinde yahut zinciri kırmayı başarması durumunda gördüğü şey ilk olarak parlak bir ışık olacaktır. Bu ışık gözlerini yakacaktır lakin karanlıkla aydınlığa çıkılamaz. Tıpkı dogmayla gerçeğe ulaşılamayacağı gibi. Filmde de tam olarak verilmek istenen mesaj zinciri kırmak ve gerçeğin farkındalığına ulaşmaktır. Hepimiz mağaradan kurtulup hakikatin ışığına selam vermeliyiz tıpkı Truman’ın yaptığı gibi:

“Günaydın!.. Ve olur ya belki sizi göremem; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.”

Truman, sözde babasının denizde boğulmasına şahit olduktan sonra deniz taşıtlarına asla yaklaşamaz

Şüphesiz ki temel hak ve özgürlüklere sahip olmanın tek dayanağı sadece yaşamaktır. Kimse daha zengin olduğu için daha fazla yaşama hakkına yahut daha fazla ifade özgürlüğüne sahip değildir. Ne var ki Truman’ın hayatı ve iradesi tamamıyla Christof’un hegemonyası altındadır. Gerçekten aşık olduğu kadın sırf Christof tarafından belirlenen kişi olmadığı için adadan sürgün edilmiştir. Yani Truman’ın zincirleri sıkı sıkıya Christof’un elindedir. Küçüklüğünden beri kaşif olmak isteyen Truman’ın bu arzusu, öğretmenleri tarafından sırf set adayı terk etmesin diye sürekli bastırılmıştır. Denizin sonu set duvarı olduğu ve Truman’ın denize açılması durumunda bunu fark etmesi olası olduğu için onu denizden uzaklaştırmak amacıyla bir plan yapılmıştır. Truman, sözde babasıyla çıktığı bir yelkenli yolculuğunda babasının boğulmasına şahit olmuştur. Elbette Truman bu boğulmanın bir oyun olduğunun farkında değlidir. Nitekim plan başarıyla sonuçlanmış olup Truman’a bir daha denize ayak atmaması yönünde bir travma aşılanmıştır. Özetle setteki güneş Christof’un emriyle batmakta ve yükselmektedir. Truman’ın doğrusu tamamıyla ona gösterilen dogma, gerçekliği ise ona sunulan settir. Tam olarak Platon’un Mağara alegorisindeki gibi perspektifi sadece istenilen noktaya sabitlenmiş, motivasyonsuz ve her şeyden bir haber bir hayat sürmektedir. Bunun farkına varması ise kendi öz bilinç kazanımıyla gerçekleşmiştir. “Mağaradan başka bir dünya olduğunu bilmez ya da düşünmezseniz, mağarada olduğunuzu anlamazsınız.”

Günümüzle İlişkilendirilebilecek Durumlar

Truman’ın gündelik yaşantısını halka canlı yayınla aktarmak üzere çalışan beş bin adet kameranın aktif kayıt yaptığı açıklanmıştır. Bu durum, peşlerinde kameralar ve muhabirler gezen günümüz medya yıldızlarını anımsatmaktadır. İnsanların bu ünlülere gerçek hayatlarında da filmlerdeki rollerindeymişçesine davranmaları sebebiyle nasıl yalan bir hayatı yaşamaya itildikleri vurgulanmaktadır.

Medyaya yönelik eleştiri içeren bu yapımda günümüzle ilişkilendirebileceğimiz bir diğer konu ise medyanın insanları önemli ölçüde yönlendirmesidir.

Adadan gitme kararı alan Truman, bir bilet satış noktasına gittiğinde oradaki dijital tabela ve posterlerde “Hava korsanları hayatınıza mal olabilir”, “Eğer yaşamak istiyorsanız havadan düşen bir yıldırımın uçağınıza çarpmasına izin vermeyin” şeklinde propaganda mesajları görmeye başlar. Evinde izlediği reklamlarda gördüğü “Dünyanın en güzel yaşam alanı Seahaven seçildi, buradan uzaklaşmak istemezsiniz!” başlıkları da bu durumun diğer bir göstergesidir.

Aynı zamanda günümüzdeki medya yapımlarında yaygın görülen ürün yerleştirmeler de medyanın insanları yönlendirmedeki gücünü doğrulamaktadır.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

7 yorum

  1. 👏👏👏 harika bir değerlendirme

  2. Enine boyuna, çok yönlü ve son derece faydalı olduğunu düşündüğüm bir film analizi olmuş. Köşe bucak incelenmiş ve güncel yaşam bağlantıları doğru yapılmış. Alin Taşçıyan bir gün koltuğundan kalkarsa boş kalmayacak gibi :).

  3. ilk seyrettiğimde etkilendiğim ve bunun üzerine tekrar izlemek istediğim filmlerden bir tanesi. Film ile ilgili
    yapmış olduğum çıkarı yazınızı okurken baştan sona toparlama fırsatı buldum ve fark edemediğim bazı noktaları da görme fırsatı buldum. Çok teşekkür ederim

  4. Kaleminize sağlık, harika bakış açısı ve yorum.

  5. Harika bir yaklaşım ve bakısş açısı, kaleminize sağlık.

Funda için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
9.6033
9.5860
EUR
EUR
11.1767
11.1566
GBP
GBP
13.2678
13.1990
CHF
CHF
10.4962
10.4293
SAR
SAR
2.5603
2.5557
JPY
JPY
8.4523
8.3967
RUB
RUB
0.1368
0.1350
CNY
CNY
1.5111
1.4916

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency