Skip to content
uluslararasi-iliskiler-liberalizm-ve-realizm-kavrami-sosyal-cene

Uluslararası İlişkilerde Devlet: Realist Realizm, Liberalizm ve Neo-Gramşiyanizm

Devlet; tarihin ve ulusların ortaya çıkışıyla birlikte kendisini tarih sahnesine çıkarmış varlıktır. İnsanlık tarihinin başından bu yana uluslararası anarşik düzenin kurulmasına ve ülkelerin birbirleri arasındaki çekişme ve çatışmalarına dahil olan “devlet” kavramı, tüm uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından 1648 yılında imzalanan Vestfalya Antlaşması ile gerçek ve nesnel bir şekilde anlaşılmaya başlanmıştır.

Özellikle ulus devlet kavramı ile öne çıkan modern devlet, Avrupa merkeziyetçi bir geçmişe sahip olduğu için kendisini açıklamaya ve yorumlamaya çalışan uzmanlar da Avrupa’da yaşamışlar ve genel söylemlerini Avrupa kıtası üzerinde yapmışlardır. Çok komplike ve tartışmaya açık olan bu dinamik, birçok farklı araçla açıklanmıştır. Bunlar sırayla; realizm, liberalizm ve eleştirel teorilerdir.

Realist Bir Bakışla Eleştirel Teoriler

thomas-hobbes-sosyal-cene

Vestfalya Antlaşması’ndan dahi önce yönetim politikalarında en mantıklı yol olarak öne çıkan realizm, Tukidides’in Peloponez Savaşı’ndan sonra ortaya koyduğu realpolitik kavramının devamıdır. Uluslararası anarşi, yani uluslararası sistemde var olan başıboşluk her zaman devam etmiştir ve edecektir. Bu sebepten mütevellit devlet ofansif ve defansif olarak hareket etmeyi bilmek ve uygulamak zorundadır. Bu olgu ulus-devlet kavramının ortaya çıkmadığı dönemlerde dahi büyük imparatorluklar tarafından uygulanmıştır. Thomas Hobbes, Nicolo Machiavelli gibi etkili kişiler tarafından objektif bir şekilde zorunluluk olarak görülen “realizm” hegemonya yarışının her zaman olacağını savunmaktadır. Bu yüzden devlet kendini olabildiğince güçlendirmeli ve önce bölgesinde, daha sonra ise dünyada tek güç olmalıdır.

Bunu uygulayabilmek ise diplomatik gücü az olan ülkeye darbe girişiminde bulunmak ve ekonomisi kötü olan ülkeye yaptırım uygulamak gibi öngörülebilir. Bu ve bunun gibi çözümler vesilesiyle devlet kendi bölgesinin gücü olabilir ve daha sonra tek kutuplu sistemi kendi ekseni etrafında döndürebilecek kapasiteye ulaşana kadar büyük mecralarda söz sahibi olabilir. Realizmin bu doğru ve gerçekçi anlayışının esas kaynağı uluslararası sistemin anarşik olmasıdır. Bu yüce sistemi kontrol edebilecek hiçbir güç yoktur, olamaz da. Hele ki şu anki gibi çok kutuplu bir dünyada liberalizmin öngördüğü “evrensel devlet, evrensel güç” ya da bu çıkarlara hizmet edebilecek “Birleşmiş Milletler” gibi kurum ve kuruluşların bu anarşiyi kesip en yüksek otorite olması gibi bir düşünce hayalden öteye gidememektedir.

Liberalizm Gerçekten Çözüm Yolu mu?

turk-liberalizmi-siyaset-meltem-suzan-cicek

Uluslararası ilişkilerin bir diğer önemli kavramın ise liberalizmdir. Bir bilardo topunun sadece dışını değil aynı zamanda içinin de incelenmesini söyleyen bu kuram, piyasada ve diplomaside serbestliği vurgular. Ülkenin siyasi durumunun ve yaşadığı dönemin, o devletin dış politikasında da önemli ve etkili olduğunu vurgulayan bu dinamik, çok kusursuz bir noktaya değinerek realizmin bir adım önüne geçmiştir desek yalan olamaz. Fakat söz konusu piyasa-diplomasi ve benzeri serbestliğe gelince “kapitalizm” yılanına sarılan liberalizm, Karl Marx’ın üzerinde durduğu, “yabancılaşma” -yani insanın sırf kapitali zengin etmesi için kendi ihtiyaçlarına göz yumması ve insanların birbirlerine yabancılaşması- kavramların ortaya çıkmasına zemin hazırlar ve ülkenin-devletin hoşnutsuzluğunu hat safhaya çıkarır.

karl-marx-sosyal-cene

Aynı zamanda devlet içerisindeki birtakım yerel ya da uluslararası örgütlerinde devlet mekanizmasında etkili olduğunu söyleyen ve karar verme safhasınında bu etkiyle yaşandığını lafıgüzafına kendilerini inandıran liberal düşünürler, devletlerin kendi kararlarını çıkarları için verdikleri ve realist dış dünya politikalarını asla bırakmadıklarını fark edememektedir. Diğer bir yandan Marksistler, Feministler ve Neo-gramşiyancılar da kendilerine özel eleştirel devlet teorilerini geliştirmişlerdir. Marksistler devlet içerisindeki sınıfların asıl incelenmesi gerektiğini ve devleti oluşturan asıl şeyin sınıflar ve onların iş gücü olduğunu savunurken feministler devlet mekanizmasında kadınların rolü ile ilgilenmekte, neo-Gramşiyancı yaklaşım ise devletin karar verme mekanizması olarak transnasyonal ilişkilerin sermaye birikimine ve Marxsizm’de olduğu gibi sınıflaştırmanın kullanıldığını bahseder.

Velhasılıkelam devlet çok yüce bir kavram olduğundan onun üzerinde pek çok atıf ve kuram mevcuttur. Temennim, realist devlet otoritesinde sınıf ayrımcılığının olmaması ve eşitlik-adalet kavramlarının yer alması, kadının bu otorite ve normal yaşantıda aynı muameleyi görmesi ve devletin dış hareketlerini etkileyen liberal siyasetin siyaset iç düzeninin mantıksal olmasıdır.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DÖVİZ KURLARI

Satış
Alış
USD
USD
8.8399
8.8240
EUR
EUR
10.3712
10.3526
GBP
GBP
12.1346
12.0717
CHF
CHF
9.5896
9.5285
SAR
SAR
2.3569
2.3526
JPY
JPY
8.0213
7.9685
RUB
RUB
0.1219
0.1203
CNY
CNY
1.3752
1.3574

KÜLTÜR SANAT

© Sosyal Çene 2021 | Melon Adworks Creative Agency